
Ankara’da açılan kurultay usulsüzlüğü davasında mahkemenin 38. Olağan Kurultay’ı baştan itibaren "yok hükmünde" sayması, CHP’yi yasal ve tüzüksel bir çıkmaza sürükledi. Bir tarafta mahkeme kararına dayanarak genel başkanlık makamının yasal sahibinin kendisi olduğunu belirten Kemal Kılıçdaroğlu, diğer tarafta ise delegelerin iradesini ve toplanan olağanüstü kurultay imzalarını öne süren Özgür Özel ekibi bulunuyor. Bu çift başlılık krizi, parti içi hukuku ve örgütlerin bağlılık dinamiklerini kökten sarsıyor.
1. TÜRKİYE GENELİNDE YASAL VE PARTİ İÇİ HUKUK AÇISINDAN KRİZİN BOYUTU
Mahkemenin "mutlak butlan" kararı, Siyasi Partiler Kanunu ve CHP Tüzüğü açısından çok katmanlı hukuki ihtilafları beraberinde getirdi:
2. TUNCELİ CHP İL YÖNETİMİNİN KRİTİK TUTUMU
Kemal Kılıçdaroğlu’nun memleketi olan Tunceli’de, CHP İl Örgütü ve il yönetimi bu krizin tam merkezinde yer alıyor. Tunceli genelinde parti tabanı ve delege yapısı incelendiğinde, il yönetiminin tutumu şu dinamikler üzerinden şekilleniyor:
"Vefa" ile "Delege İradesi" Arasında Tunceli Dengesi
Tunceli CHP İl Yönetimi, kurultay sürecinden bu yana Kemal Kılıçdaroğlu’na olan tarihsel ve duygusal bağlılığını gizlemiyor. Kentteki parti tabanı, Kılıçdaroğlu’nun "göreve iade" kararını büyük oranda sahiplenirken, il yönetimi Ankara'daki hukuki düğümün çözülmesini bekliyor. Ancak Özgür Özel’in topladığı 700’ü aşkın olağanüstü kurultay imzası sürecinde, Tunceli delegelerinin bir kısmının "partideki belirsizliğin kurultay sandığıyla aşılması" fikrine yaklaştığı, bir kısmının ise mahkeme kararının tam olarak uygulanması gerektiği yönünde refleks gösterdiği belirtiliyor.
3. SENARYOLAR: CHP’Yİ NE BEKLİYOR?
CHP içi hukuk uzmanlarına göre krizin önünde iki temel yol bulunuyor: ya mahkemenin mutlak butlan kararı üst mahkemelerce kesinleştirilerek Kılıçdaroğlu’nun liderliğinde parti doğrudan kayyum veya geçici kurul eliyle kurultaya götürülecek; ya da Özgür Özel ekibinin 12 Temmuz 2026 için topladığı olağanüstü kurultay imzaları hukuki engelleri aşarak sandığı partilinin önüne koyacak.
Tunceli İl Yönetimi ise her iki senaryoda da "Kılıçdaroğlu’nun memleketi" olma misyonu ile "partinin genel hukuku" arasında köprü vazifesi görmeye çalışıyor.