Hava Durumu

#Cinayet

Tunceli Postası - Cinayet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cinayet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gülistan Doku soruşturmasında ABD’de hakim karşısına çıkan Umut Altaş’ın duruşması ertelendi Haber

Gülistan Doku soruşturmasında ABD’de hakim karşısına çıkan Umut Altaş’ın duruşması ertelendi

Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Gülistan Doku soruşturması, HSK'nın 2024 Haziran kararnamesiyle Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı görevine atanan Ebru Cansu'nun talimatıyla yeniden ele alındı. JASAT'tan oluşturulan özel ekip tarafından yaklaşık 700 saatlik KGYS ve güvenlik kamerası görüntüsü ile PTS kayıtları incelendi, yeni görüntüler dosyaya eklendi. Elde edilen deliller doğrultusunda soruşturma cinayet dosyasına dönüştürüldü. Düzenlenen operasyonlarda 17 şüpheli gözaltına alındı. ABD'de bulunan ve hakkında kırmızı bülten çıkarılan diğer şüpheli Umut Altaş ise bulunduğu ülkede gözaltına alınıp tutuklandı. VALİNİN OĞLU TUTUKLANDI Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel ile daraltılmış baz çalışmasıyla Gülistan Doku’ya son teması bulunduğu tespit edilen ve o dönem İl Özel İdaresi çalışanı olan Erdoğan Elaldı, ‘Kasten öldürme’ suçundan tutuklandı. Gülistan Doku’nun eski erkek arkadaşı Zeinal Abarakov, Abarakov'un babası Engin Yücer ve annesi Cemile Yücer, firari şüpheli Umut Altaş’ın babası Celal Altaş ile annesi Nurşen Arıkan, ihraç polis memuru Gökhan Ertok ve o dönem Tuncay Sonel’in yakın koruması olan Şükrü Eroğlu, ‘Suç delillerini gizleme ve yok etme’ suçundan tutuklandı. Ferhat Güven ise Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku’ya yönelik eylemi nedeniyle ‘Yağma’ suçundan tutuklanıp cezaevine gönderildi. DÖNEMİN VALİSİ DE TUTUKLU Gülistan Doku’nun hastane kayıtlarını sildiği iddiasıyla Bursa'da gözaltına alınan ve Tunceli Adliyesi’ne getirilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir de 'Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek' suçlarından tutuklandı. Vali Tuncay Sonel ise 'Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme’, 'Bilişim sistemindeki verileri engelleme, bozma, yok etme veya değiştirme, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme', 'resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek' suçlarından tutuklandı. Şüpheliler U.A. ile Munzur Üniversitesi'nden kameralardan sorumlu olan S.G. ve S.Ö. ise adli kontrolle serbest bırakıldı. Hastane kayıtlarının silindiği iddiasıyla 'Delilleri yok etme ve gizleme' suçlamasıyla gözaltına alınan Tunceli Devlet Hastanesi bilgi işlem görevlileri Burçin Y. ve Yücel E., adli kontrol şartıyla serbest kaldı. Gülistan Doku'nun cansız bedenine ulaşılması için JAK ve JASAT ekiplerinin yer altı görüntüleme cihazlarıyla belirlenen bölgelerde arama çalışmaları devam ediyor. UMUT ALTAŞ, 21 TEMMUZ’DA YENİDEN HAKİM KARŞISINA ÇIKACAK ABD’de tutuklanan Umut Altaş’ın ise göçmenlik mahkemesindeki duruşması bugün gerçekleştirildi. Altaş, tutuklu bulunduğu cezaevinden duruşmaya çevrim içi olarak, turuncu mahkum kıyafetiyle katıldı. Duruşmaya başkanlık eden Yargıç Adam Panopoulos, Altaş’ın avukatının davaya yeni dahil olduğunu ve dosyaya hazırlanabilmek için ek süre talep ettiğini belirterek duruşmanın ertelenmesine karar verdi. Yargıç Panopoulos, bugünkü oturumun daha önce Altaş’ın yaptığı sığınma başvurusuna ilişkin ‘bireysel duruşma’ olarak planlandığını belirterek, “İster değiştirilmiş bir başvuru olsun, ister başka bir yasal koruma talebi olsun, bunların tamamının 17 Temmuz 2026 tarihine kadar mahkemeye sunulması gerekiyor” dedi. Mahkeme, davanın bir sonraki duruşmasının 21 Temmuz 2026 tarihinde yapılmasına karar verdi. Sığınma başvurusunun reddedilmesi halinde ise Türkiye’de hakkında yakalama kararı bulunan Altaş’ın iadesine ilişkin hukuki sürecin başlayabileceği değerlendiriliyor.

Bilirkişi "Cinayet muhtemel" dedi, dosya 9 yıldır aydınlatılamadı Haber

Bilirkişi "Cinayet muhtemel" dedi, dosya 9 yıldır aydınlatılamadı

Tunceli’nin Hozat ilçesinde 7 Mayıs 2017 tarihinde otomobilinin içerisinde göğsünden vurulmuş halde ölü bulunan 25 yaşındaki Onur Sefer’in ölümüne ilişkin soruşturmada aradan geçen 9 yıla rağmen olayın nasıl gerçekleştiği ve sorumluların kim olduğu ortaya çıkarılamadı. Olayın ardından Hozat Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında bugüne kadar 4 savcı değişirken, aile dosyada kayda değer bir ilerleme sağlanamadığını belirtti. Dosyada yer alan otopsi ve bilirkişi raporlarında ise olayın intihar olduğu yönündeki değerlendirmelerle çelişen çok sayıda bulgu bulunuyor. Raporlarda, Sefer’in vücuduna isabet eden mermilerin giriş noktaları, atışların bitişik atış mesafesinden yapılmış olması, araç içerisindeki kan lekelerinin konumu, Sefer’in bulunduğu pozisyon ile olay yerindeki fiziki bulgular arasında çeşitli uyumsuzluklar bulunduğu tespit edildi. Bilirkişi tarafından hazırlanan raporda, mevcut delillerin intiharı destekleyici nitelikte olmadığı ve olayın cinayet olmasının muhtemel olduğu yönünde değerlendirmeye de yer verildi. "İntiharı destekleyici nitelikte olmadığı, olayın orijininin cinayet olmasının muhtemel olduğu" 21 Aralık 2020 tarihli bilirkişi raporunda "Cesedin araç içerisinde sol ön koltukta yatar pozisyonda bulunuş şekli, atışın yapıldığı ’Tüm bu gerekçelere dayanılarak ölümün orijininin intiharı destekleyici nitelikte olmadığı, olayın orijininin cinayet olmasının muhtemel olduğu ve araçta bulanan av tüfeğinin özellikleri dikkate alındığında söz konusu eylemin araç içerişinde ve özellikle sağ ön kapı açık iken gerçekleştirilmesinin mümkün olduğuna ilişkin bilirkişi kanaatimi tensip makamınıza ait olmak üzere arz ederim" ifadeleri yer aldı. Sefer ailesi, dosyanın Hozat’tan alınarak Tunceli’ye devredilmesinin ardından yeniden umutlandıklarını belirtirken, son dönemde Gülistan Doku soruşturmasında yaşanan ilerlemenin aile için umut olduğu ifade edildi. Ağabey Metin Sefer, geçen 9 yıllık süreçte savcıların değiştiğini, dosyanın bir türlü sonuçlandırılamadığını belirterek, kardeşinin ölümünün tüm yönleriyle aydınlatılmasını, katil ya da katillerin ortaya çıkarılmasını ve sorumluların yargı önüne çıkarılmasını istedi. "Kardeşimi kimin öldürdüğünü öğrenemedik" Ağabey Metin Sefer, "Kardeşim 6 Mayıs 2017’de evden çıkıp kız arkadaşının yanına gidiyor. Gidiş o gidiş. 7 Mayıs 2017’de arabanın içinde ölü olarak bulundu. Arabanın içinde silahla birlikte. Silah yanında dikey olarak duruyordu. Kendisi de oturur vaziyetteydi. Cinayet olduğu kesindi. Kardeşim vurulmuş, götürülüp Hozat askeri bölgesine bırakılmıştı. 9 yıl oldu, halen bir çözüm bulunamadı. 9 yıldan beridir Hozat’a gidip geliyoruz, savcılarımız değişti. 4 tane savcı değişti, 4’ü de ‘bulduk, bulacağız’ deyip tayinlerinin çıkmasını bekleyip gittiler. Yani 9 yıl boyunca biz Hozat’ın yolunda geldik, gittik, kardeşimi kimin öldürdüğünü öğrenemedik. Bu çok uzun bir süreç oldu. Artık katillerin yakalanmasını yeni bakanımızdan, Tunceli Cumhuriyet Başsavcımızdan rica ediyoruz. Artık bizim gerçekten sabrımız kalmadı. Annem babam perişan, aile olarak perişan haldeyiz. 9 yıl uzun bir süre. Bizim için çok büyük bir süre geçti. Bu katillerin artık yakalanması gerek" dedi. "Gülistan Doku olayı bir umut ışığı oldu bize" Gülistan Doku soruşturmasında yaşanan gelişmelerin kendilerine umut olduğunu aktaran Ağabey Sefer, "9 yıldır bekliyoruz. Savcıların yanına geldik, gittik, bulduk, bulacağız derken Gülistan Doku olayı bir umut ışığı oldu bize. Dosyanın gidişatı bizim için de umut oldu. Çünkü işin içinde çok çirkin olaylar var. Artık biz de kardeşimin olayında kimlerin olduğunu öğrenmek istiyoruz. Bu dosya neden ilerlemiyor? Biz de artık gerçekten öğrenmek istiyoruz. Bizim dosyamız açık durumdaydı ama hiçbir ilerleme olmadı. Savcılarda hep değişiklik oldu tayinleri çıktı, öyle zaman geçirip gittiler. Tayini dolan savcı dosyayı diğer savcıya bırakıp gitti. Uzun bir süre böyle devam etti" şeklinde konuştu. "Bizim de yeni savcımızdan dolayı umudumuz var artık" Sefer, "Cumhuriyet Başsavcımızdan, Ebru Cansu’dan rica ediyoruz, bu duruma el atması gerekiyor. Bizim de yeni savcımızdan dolayı umudumuz var artık. Dosya da Tunceli’ye alındı. Şu anda dosyanın Tunceli’ye alınmasından dolayı umudumuz çok yüksek. Artık ailecek bir çözüm bulunması gerektiğini düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.

Gülistan Doku’nun ablası: "Ben kardeşimin cinayete kurban gittiğini Altaş ailesinden öğrendim" Haber

Gülistan Doku’nun ablası: "Ben kardeşimin cinayete kurban gittiğini Altaş ailesinden öğrendim"

Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Gülistan Doku ile ilgili soruşturma sürerken, genç kızın ablası Aygül Doku, kardeşimin cinayete kurban gittiğini, Mustafa Türkay Sonel tarafından öldürüldüğünü bizzat Altaş ailesinden öğrendiğini söyledi. Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişim Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında cinayet şüphesiyle 7 ilde operasyonlar düzenlenmiş ve 13 şüpheli gözaltına alınmıştı. Tunceli’ye getirilen şüphelilerin sorgulanması sürerken, abla Aygül Doku açıklamalarda bulundu. Aygül Doku, Mustafa Türkay Sonel ismini Altaş ailesinden öğrendiklerini ifade ederek, "Celal Altaş, Nurşen Altaş ve Amerika’ya kaçan Umut Altaş. Altaş ailesinden bu cinayeti öğrendik. Umut beni o süreçte arıyor. 2-3 kere arıyor, aslında bu olayı bana anlatmak istiyor ama anlatamıyor. Bir türlü cesaret edemiyor" dedi. "Belgesiz hiçbir bilgi paylaşmam" Umut Altaş’ın ardından bir not bıraktığını ve notta Gülistan’ın katilinin Mustafa Türkay Sonel olduğunun yazdığını iddia eden Doku, "O nottan sonra biz ‘Altaş ailesi niye bunu söylüyor’ dedik. Umut Altaş bizi arıyor, biz aileyi araştırıyoruz. Annesi Nurşen Altaş ile babası Celal Altaş’mış. Aileyle görüşmeye gittik. Biz daha oturmadan bize ‘Allah rahmet eylesin’ dediler. Orada kuşkulandık. Bugüne kadar kimse Adalet Bakanı, savcı bile bize böyle bir şey söylemedi. Bunlar bir şey biliyor dedik. ‘Siz bize neden başınız sağ olsun diyorsunuz? Bir şey mi biliyorsunuz’ dedik. Ses kayıtları var. Belgesiz hiçbir bilgi paylaşmam" ifadelerini kullandı. Aygül Doku, ailenin kendilerine "Biz oğlumuzu çok uyardık" dediğini aktararak şöyle devam etti: "Çocuk (Mustafa Türkay Sonel) tekin biri değildir, bununla uğraşma. Benim çocuğum onunla arkadaş oldu. Benim çocuğumun başını yaktı’ dedi. ‘Başını yaktı’ deyince biz de ‘Siz niye oğlunuz için başını yaktı diyorsunuz’ dedik. Sonra araştırınca oğlu Amerika’ya kaçmış. ‘Amerika’ya kaçtığına göre sizin oğlunuz Gülistan’ı öldürdü’ dedik. ‘Hayır kesinlikle, alın Umut’un telefonu. Bizim oğlumuz Gülistan’ı öldürmedi’ dedi. Umut’un telefonunu bize verdiler. Ben Umut’la bizzat görüştüm. Bunları ilk defa açıklıyorum. Çünkü artık bu dosya çok kritik bir aşamada." Doku, kardeşinin cinayete kurban gittiğini, Mustafa Türkay Sonel tarafından öldürüldüğünü bizzat Altaş ailesinden öğrendiğini tekrarlayarak, "Şu anda Altaşlar gözaltında, Umut da Amerika’ya kaçmış" diye konuştu. "Gökhan bize kardeşimin ’delillerini silmek karşılığında 10 bin dolar aldım’ dedi" Soruşturma kapsamında gözaltına alınan ihraç polis memuru Gökhan Ertok hakkında iddialarda bulunan Doku, "Gökhan şu an gözaltında. Gülistan’ın bütün bilgilerini sildi. Dosyada gizlilik kararı vardı diye size söylemiyorduk. 6-7 ay önce Gökhan bize ulaştı. Elimizde belgeleri var. Ben hangisine üzüleyim? Gökhan bize kardeşimin ’delillerini silmek karşılığında 10 bin dolar aldım’ dedi. Gülistan’ın delillerini silmenin fiyatı 10 bin dolar. ‘10 bin dolarla Gülistan’ın kayıtlarını sildirdiler’ dedi. Gökhan bize ‘Gülistan o gün öldürülmedi. Gülistan’ın o gün görüntüsü bende var. O kaydı bizzat ben sildim’ dedi. Yani emniyet 5 Ocak’ta tutanak tutmuştu ya ‘5 Ocak saat 11.00’de köprüden atladı’ diye. Gülistan Gökhan’ın deyişiyle saat 7’ye kadar zaten yaşıyormuş. ‘O görüntüyü de bizzat ben sildim’ dedi" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.