Hava Durumu

#Hindistan

Tunceli Postası - Hindistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hindistan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kuru Meyve Sektörü 2026 Yılı Sonunda 2 Milyar Dolar İhracat Hedefliyor Haber

Kuru Meyve Sektörü 2026 Yılı Sonunda 2 Milyar Dolar İhracat Hedefliyor

Türk kuru meyve sektörü, dünya pazarlarındaki güçlü konumunu 2026 yılının ilk yarısında korudu. Türk kuru meyve sektörü 2026 yılının ilk yarısında, 752 milyon dolarlık ihracat performansı ortaya koyarken bu ihracatın yüzde 62’sine denk gelen 465 milyon dolarlık büyük dilimini Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği gerçekleştirdi. Çekirdeksiz kuru üzüm, kuru kayısı ve kuru incirde dünya lideri olan Türkiye, 2026 yılı sonunda 2 milyar dolar kuru meyve ve mamulleri ihracatı hedefliyor. Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü ve Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Yusuf Gabay, çekirdeksiz kuru üzüm, kuru incir ve kuru kayısıda Türkiye'nin, yalnızca üretim kapasitesiyle değil, kalite, gıda güvenliği ve sürdürülebilirlik alanındaki birikimiyle de küresel pazarlarda güvenilir tedarikçi olduğunun altını çizdi. Avrupa Birliği başta olmak üzere ihracat pazarlarında karbon ayak izi, pestisit kalıntısı, izlenebilirlik ve sürdürülebilir üretim kriterlerinin her geçen gün daha belirleyici hale geldiğine dikkat çeken Gabay, "Artık uluslararası pazarlarda yalnızca kaliteli ürün üretmek yeterli olmuyor. Üretimin çevresel sorumluluk, gıda güvenliği ve izlenebilirlik ilkeleriyle desteklenmesi rekabetin temel unsuru haline geldi. Türk kuru meyve sektörü bu dönüşüme Tarım ve Orman Bakanlığı, üreticiler, ihracatçılar, tüccarlar, üniversiteler ve araştırma enstitüleriyle ortaklaşa uzun yıllardır yaptığı yatırımlarla hazır konumda. Dünya’nın her tarafında Türk kuru meyveleri gönül rahatlığıyla tüketiliyor" dedi. TURQUALITY Projesiyle Hindistan’da Türk kuru meyveleri tanıtılıyor Türk kuru meyvesinin küresel marka değerini artırmaya yönelik tanıtım çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini belirten Gabay, Hindistan'a yönelik sürdürdükleri TURQUALITY Projesiyle Hindistan pazarında büyümeyi hedeflediklerini vurguladı. Gabay şöyle devam etti: “Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri geleneksel pazarımız. AB pazarında güçlü konumumuzu korurken Uzak Doğu ve Güney Asya'da büyümeyi hedefliyoruz. Türk kuru meyvelerinde aflatoksin ve okratoksin oluşumunun önüne geçmek için Tarım ve Orman Bakanlığı ile iş birliği içinde üreticilere yönelik eğitimler düzenlediklerini, ekipman destekleriyle güvenilir üretimin yaygınlaştırılmasına katkı sunduklarını paylaşan EKMİB Başkanı Yusuf Gabay, “Kalite zincirinin her halkası aynı sorumluluğu taşımalı. Sektörün bugünkü başarısının altında ihracatçıların yıllardır kalite ve gıda güvenliği alanında yaptığı yatırımlar yatıyor. Üreticiden ihracatçıya, kamu kurumlarından tüm paydaşlara kadar değer zincirinin tamamının ortak hareket etmesiyle başarılı olabiliriz” ifadelerini kullandı. Üniversiteler ve TÜBİTAK’la iklim değişikliğine uyum projeleri yürütülüyor Üniversiteler, TÜBİTAK ve araştırma enstitüleriyle iklim değişikliğine uyum ve sürdürülebilir üretim alanlarında ortak projeler yürüttüklerini aktaran Gabay, bilim ve teknoloji temelli üretimin önümüzdeki dönemde sektörün rekabet gücünü belirleyecek en önemli unsur olacağını ifade etti. Kuru kayısıyı don vurdu, kuru incir ihracatı kuru kayısıyı geçti 2026 yılı ocak – haziran dönemi ihracat verilerini aktaran Başkan Gabay, “Çekirdeksiz kuru üzüm ihracatımız 215 milyon dolarla ilk sıradaki yerini korudu. Kuru incir ihracatımız 136 milyon dolar olurken, geçtiğimiz yıllarda ikinci sırada yer alan kuru kayısı ihracatımız bu yıl yaşadığımız don olayı sonrasında 60 milyon dolarda kaldı ve kuru incirin gerisine düştü” ifadelerini kullandı. Kuru meyve sektörü 2026 yıl sonunda 2 milyar dolar ihracat hedefliyor 2026 yılının ikinci yarısında çekirdeksiz kuru üzüm, kuru kayısı ve kuru incirde rekolte artışlarıyla ihracatta toparlanma beklediklerinin altını çizen Gabay, kuru meyve sektörünün Türkiye genelinde 2 milyar dolar, Ege Bölgesi’nde de 1,2 milyar dolar ihracat hacmine ulaşmasını beklediklerini sözlerine ekledi. Kuru meyve ihracatında İngiltere zirvede Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği 2026 yılının ilk yarısında 94 ülkeye 465 milyon dolarlık ihracat yaparken, İngiltere 81 milyon dolarlık tutarla zirvedeki yerini korudu. Almanya 55,2 milyon dolarlık ihracatla Amerika Birleşik Devletleri’ni geçerek ikinci sıraya yükselirken, ABD 54,8 milyon dolarlık Türk kuru meyveleri talebiyle zirvenin üçüncü basamağına tutundu. EKMİB üyeleri Fransa’ya 40,7 milyon dolarlık, İtalya’ya 30,5 milyon dolarlık kuru meyve ürünleri ihraç etti. EKMİB ilk beş ülkeye 262 milyon dolarlık kuru meyve ihraç ederken bu ülkeler toplam ihracattan yüzde 56 pay aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dünyanın En Pahalı Alışveriş Caddeleri Belli Oldu Haber

Dünyanın En Pahalı Alışveriş Caddeleri Belli Oldu

Uluslararası ticari gayrimenkul danışmanlık şirketi Cushman & Wakefield, dünya genelinde en seçkin kent merkezlerindeki ana alışveriş caddelerinin birincil kira değerlerine odaklanarak hazırladığı “Dünya Geneli Ana Caddeler 2025” raporunu yayınladı. Londra'daki New Bond Caddesi, ilk kez dünyanın en pahalı perakende destinasyonu oldu. New Bond Caddesi, güçlü rakipleri Milano'nun Via Montenapoleone ve New York’un Beşinci Caddesi’sini geride bırakarak küresel sıralamada zirveye yerleşti. Cushman & Wakefield'ın “Dünya Geneli Ana Caddeler 2025” raporuna göre küresel düzeyde kiralar ortalama yüzde 4,2 arttı ve pazarların yüzde 58’inde kira artışı yaşandı. Kiraların geçtiğimiz yıl yüzde 22 artarak yıllık metrekare başına 20.482 euroya ulaştığı Londra'daki New Bond Caddesi ise ilk kez dünyanın en pahalı perakende destinasyonu oldu. Raporda dünya genelinde sınıfının en iyisi olan ve çoğu durumda lüks sektörlerle bağlantılı olan merkez noktalardaki birincil kiralar dikkate alındı. Buna göre, dünyanın en pahalı destinasyonu New Bond Caddesi’ndeki kiralar; geçen yıl küresel sıralamada zirveye çıkan ilk Avrupa caddesi olan Milano'daki Via Montenapoleone'yi (yıllık metrekare başına 20 bin euro) ve New York'un ikonik Beşinci Caddesi’ni (yıllık metrekare başına 18 bin 359 euro) geride bıraktı. Londra'daki New Bond Caddesi’nin zirvede yer aldığı listede ikinci sırada Milano'daki Via Montenapoleone, üçüncü sırada New York’taki Beşinci Caddesi, dördüncü sırayı Hong Kong'daki Tsim Sha Tsui, beşinci sırayı ise Paris'teki Şanzelize Caddesi aldı. İstiklal Caddesi dünya sıralamasındaki yerini korudu İstiklal Caddesi, geçtiğimiz yıl olduğu gibi 2025’te de dünya genelindeki sıralamada 22. sıradaki yerini korudu. Avrupa sıralamasında ise, tıpkı dünya sıralamasındaki gibi, bu yıl da 36. sırada yer aldı. Caddede birincil perakende kiraları son iki yıldır değişmeyerek metrekare başına aylık 245 dolar seviyesinde seyrederken, yıllık Euro bazındaki karşılığı ise 2.251 olarak kaydedildi. ‘Lüks daha dayanıklı’ Önde gelen perakende destinasyonları olarak özellikle lüks ağırlıklı yapılanmalarıyla bilinen bu caddelerin, ekonomik belirsizlik ve değişen tüketici davranışları karşısında dayanıklılık göstererek genel pazar eğilimlerinden daha iyi performans göstermeye devam ettiği görülüyor. Küresel olarak, bu caddelerde kiraların ortalama yüzde 4,2 büyüdüğü hesaplanırken, pazarların yüzde 58'inde kira artışı yaşandığı tespit edildi. Amerika, Güney Amerika'daki kur etkileriyle desteklenen yüzde 7,9 ile bölgesel kira artışına liderlik etti. Avrupa, Budapeşte ve Londra'daki öne çıkan performanslarla istikrarlı bir şekilde yıldan yıla yüzde 4 büyüme kaydetti. Bu arada, Asya Pasifik'teki kira artış hızı yavaşlarken, Hindistan ve Japonya'daki güçlü büyüme, Büyük Çin ve Güneydoğu Asya'daki ekonomik zorluklarla dengelendi. Fashion Caddesi dikkat çekti Londra, Avrupa'daki kira artışına öncülük etti; New Bond Caddesi, Oxford Caddesi ve Regent Caddesi’nin tamamı çift haneli artışlar kaydetti. Budapeşte'deki Fashion Street, yüzde 33'lük bir artışla bölgenin öne çıkan performansını sergiledi ve şehrin önde gelen perakende destinasyonu olarak Vaci Utca'yı geride bıraktı. Milano ve Paris, istikrarlı kiralarla küresel statülerini korudu.

Pakistan-Hindistan çatışmasını Yapay Zekaya sorduk: 3. Dünya Savaşı Çıkarmı? Haber

Pakistan-Hindistan çatışmasını Yapay Zekaya sorduk: 3. Dünya Savaşı Çıkarmı?

Pakistan-Hindistan Gerilimi Dünyayı Nükleer Savaşın Eşiğine Getirebilir mi? Hindistan ve Pakistan arasında on yıllardır süregelen ve zaman zaman sıcak çatışmalara dönüşen Keşmir sorunu merkezli gerilim, son dönemdeki karşılıklı füze saldırıları ve artan askeri hareketlilikle yeniden uluslararası gündemin üst sıralarına tırmandı. İki nükleer gücün karşı karşıya gelmesi, sadece bölgesel değil, küresel çapta bir felaket senaryosunu, hatta üçüncü dünya savaşı olasılığını akıllara getiriyor. Uzmanlar, olası bir sıcak çatışmanın ve özellikle nükleer silahların kullanılmasının yıkıcı sonuçları olabileceği konusunda uyarıyor. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Nurettin Akçay, Hindistan-Pakistan geriliminin, Rusya-Ukrayna veya Çin-Tayvan krizleri kadar ön planda olmasa da dünyanın en kritik jeopolitik sorunlarından biri olduğunu vurguluyor. Akçay'a göre, iki ülkenin sahip olduğu nükleer caydırıcılık, tam kapasiteli bir savaşı düşük bir ihtimal haline getirse de, 1999'daki Kargil Savaşı benzeri düşük yoğunluklu çatışma riski giderek artıyor. Özellikle Keşmir gibi hassas bölgelerdeki sınır çatışmalarının her an tırmanabileceğine dikkat çeken Akçay, olası bir çatışmada Hindistan'ın çok etnikli yapısının da önemli bir faktör olduğunu ve Hindistan'daki Müslüman topluma yönelik büyük çaplı şiddet olaylarının yaşanabileceği uyarısında bulunuyor. Bölgesel etkilerin ötesinde, uzmanlar Çin'in pozisyonuna da dikkat çekiyor. Dr. Akçay, Çin'in Pakistan'ın en önemli müttefiklerinden biri olduğunu ve Hindistan ile ciddi bir rekabet içinde bulunduğunu belirtiyor. Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC) gibi projelerle İslamabad'ı destekleyen Pekin'in, olası bir çatışmada tarafsız kalmakta zorlanabileceğini ifade ediyor. Bu durum, Çin'in doğrudan çatışmaya dahil olacağı anlamına gelmese de, Hindistan ile Çin arasındaki mevcut sınır anlaşmazlıklarının yeniden alevlenme riskini beraberinde getiriyor. Durham Üniversitesi'nden Doç. Dr. Ferhat Çağrı Aras ise, ABD'nin Hindistan'ı Çin'e karşı bölgesel bir müttefik olarak gördüğünü, Pakistan ile ilişkilerinin ise sınırlı düzeyde seyrettiğini hatırlatıyor. Bu durumun, bölgede ABD ve Çin eksenli bir gruplaşmayı beraberinde getirdiğini belirtiyor. İki ülkenin de nükleer silahlara sahip olması, krizin boyutunu daha da tehlikeli hale getiriyor. Doç. Dr. Aras, son terör saldırılarının bölgesel askeri ve ekonomik dengeleri sarstığını, küresel düzeyde ise yeni bir güvenlik mimarisi tartışmasını tetiklediğini ifade ediyor. Nükleer güç sahibi iki ülke arasındaki gerilimin tırmanması, uluslararası alanda büyük bir endişe kaynağı. Sözcü gazetesinde yer alan ve Science Advances dergisindeki 2019 tarihli bir araştırmaya atıfta bulunan habere göre, Hindistan ve Pakistan arasında yaşanabilecek sınırlı bir nükleer savaş dahi küresel iklim üzerinde yıkıcı etkilere yol açabilir. Araştırmaya göre, böyle bir savaş dünya genelinde sıcaklıkların ortalama 2 ila 5 derece düşmesine ve yağışların yüzde 15 ila 30 oranında azalmasına neden olabilir. Bu durum, "nükleer kış" olarak adlandırılan ve güneş ışığının atmosfere ulaşmasını engelleyen bir fenomenin yaşanmasına neden olabilir. Bu durumun Türkiye gibi ülkeler üzerinde de doğrudan etkileri olabileceği, özellikle tarım sektöründe verimlilik kaybı, gıda üretiminde azalma ve fiyat artışları gibi sorunlara yol açabileceği belirtiliyor. Küresel gıda güvenliğinin de bu durumdan olumsuz etkileneceği ve özellikle gıda ithalatına bağımlı ülkelerin büyük zorluklar yaşayabileceği öngörülüyor. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi'nden Dr. Öğretim Üyesi Omair Anas ise, Hindistan ve Pakistan'ın uzun süredir ciddi bir diplomatik temas olmadan izolasyon içinde yaşadığını ve aralarındaki güven düzeyinin düşük olduğunu belirtiyor. Anas'a göre, Hindistan'ın son terör saldırılarının ardından Pakistan'a yönelik baskıyı artırarak sınırlı bir operasyon başlatma olasılığı bulunuyor. Uluslararası aktörlerin genel olarak Hindistan'ın bakış açısına daha yakın durduğunu ve Pakistan'ın bir izolasyonla karşı karşıya olduğunu ifade eden Anas, Pakistan hükümetinin ise ekonomiyi yeniden inşa etmeye odaklandığını ve bu nedenle uluslararası toplumdan daha fazla zaman ve işbirliği talep edeceğini, bu yolla gerginliğin azaltılmasını umduğunu dile getiriyor. Sonuç olarak, uzmanlar Pakistan-Hindistan arasındaki mevcut gerilimin sıcak bir çatışmaya, hatta nükleer bir savaşa dönüşme riskinin düşük de olsa var olduğunu belirtiyorlar. Böyle bir senaryonun sadece bölgesel değil, küresel çapta yıkıcı sonuçları olacağı, iklim değişikliklerinden gıda krizlerine kadar pek çok alanda derin etkiler yaratacağı konusunda hemfikirler. Uluslararası toplumun, iki ülke arasındaki gerilimi düşürmek ve nükleer silahların yayılmasını önlemek için diplomatik çabalarını artırması, felaket senaryolarının önüne geçilmesi açısından hayati önem taşıyor. Üçüncü dünya savaşı gibi bir olasılık şu an için uzak görünse de, nükleer güçler arasındaki herhangi bir çatışmanın kontrol dışına çıkma potansiyeli, bu tür endişelerin yersiz olmadığını gösteriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.