Hava Durumu

#Intihar

Tunceli Postası - Intihar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Intihar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bilirkişi "Cinayet muhtemel" dedi, dosya 9 yıldır aydınlatılamadı Haber

Bilirkişi "Cinayet muhtemel" dedi, dosya 9 yıldır aydınlatılamadı

Tunceli’nin Hozat ilçesinde 7 Mayıs 2017 tarihinde otomobilinin içerisinde göğsünden vurulmuş halde ölü bulunan 25 yaşındaki Onur Sefer’in ölümüne ilişkin soruşturmada aradan geçen 9 yıla rağmen olayın nasıl gerçekleştiği ve sorumluların kim olduğu ortaya çıkarılamadı. Olayın ardından Hozat Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında bugüne kadar 4 savcı değişirken, aile dosyada kayda değer bir ilerleme sağlanamadığını belirtti. Dosyada yer alan otopsi ve bilirkişi raporlarında ise olayın intihar olduğu yönündeki değerlendirmelerle çelişen çok sayıda bulgu bulunuyor. Raporlarda, Sefer’in vücuduna isabet eden mermilerin giriş noktaları, atışların bitişik atış mesafesinden yapılmış olması, araç içerisindeki kan lekelerinin konumu, Sefer’in bulunduğu pozisyon ile olay yerindeki fiziki bulgular arasında çeşitli uyumsuzluklar bulunduğu tespit edildi. Bilirkişi tarafından hazırlanan raporda, mevcut delillerin intiharı destekleyici nitelikte olmadığı ve olayın cinayet olmasının muhtemel olduğu yönünde değerlendirmeye de yer verildi. "İntiharı destekleyici nitelikte olmadığı, olayın orijininin cinayet olmasının muhtemel olduğu" 21 Aralık 2020 tarihli bilirkişi raporunda "Cesedin araç içerisinde sol ön koltukta yatar pozisyonda bulunuş şekli, atışın yapıldığı ’Tüm bu gerekçelere dayanılarak ölümün orijininin intiharı destekleyici nitelikte olmadığı, olayın orijininin cinayet olmasının muhtemel olduğu ve araçta bulanan av tüfeğinin özellikleri dikkate alındığında söz konusu eylemin araç içerişinde ve özellikle sağ ön kapı açık iken gerçekleştirilmesinin mümkün olduğuna ilişkin bilirkişi kanaatimi tensip makamınıza ait olmak üzere arz ederim" ifadeleri yer aldı. Sefer ailesi, dosyanın Hozat’tan alınarak Tunceli’ye devredilmesinin ardından yeniden umutlandıklarını belirtirken, son dönemde Gülistan Doku soruşturmasında yaşanan ilerlemenin aile için umut olduğu ifade edildi. Ağabey Metin Sefer, geçen 9 yıllık süreçte savcıların değiştiğini, dosyanın bir türlü sonuçlandırılamadığını belirterek, kardeşinin ölümünün tüm yönleriyle aydınlatılmasını, katil ya da katillerin ortaya çıkarılmasını ve sorumluların yargı önüne çıkarılmasını istedi. "Kardeşimi kimin öldürdüğünü öğrenemedik" Ağabey Metin Sefer, "Kardeşim 6 Mayıs 2017’de evden çıkıp kız arkadaşının yanına gidiyor. Gidiş o gidiş. 7 Mayıs 2017’de arabanın içinde ölü olarak bulundu. Arabanın içinde silahla birlikte. Silah yanında dikey olarak duruyordu. Kendisi de oturur vaziyetteydi. Cinayet olduğu kesindi. Kardeşim vurulmuş, götürülüp Hozat askeri bölgesine bırakılmıştı. 9 yıl oldu, halen bir çözüm bulunamadı. 9 yıldan beridir Hozat’a gidip geliyoruz, savcılarımız değişti. 4 tane savcı değişti, 4’ü de ‘bulduk, bulacağız’ deyip tayinlerinin çıkmasını bekleyip gittiler. Yani 9 yıl boyunca biz Hozat’ın yolunda geldik, gittik, kardeşimi kimin öldürdüğünü öğrenemedik. Bu çok uzun bir süreç oldu. Artık katillerin yakalanmasını yeni bakanımızdan, Tunceli Cumhuriyet Başsavcımızdan rica ediyoruz. Artık bizim gerçekten sabrımız kalmadı. Annem babam perişan, aile olarak perişan haldeyiz. 9 yıl uzun bir süre. Bizim için çok büyük bir süre geçti. Bu katillerin artık yakalanması gerek" dedi. "Gülistan Doku olayı bir umut ışığı oldu bize" Gülistan Doku soruşturmasında yaşanan gelişmelerin kendilerine umut olduğunu aktaran Ağabey Sefer, "9 yıldır bekliyoruz. Savcıların yanına geldik, gittik, bulduk, bulacağız derken Gülistan Doku olayı bir umut ışığı oldu bize. Dosyanın gidişatı bizim için de umut oldu. Çünkü işin içinde çok çirkin olaylar var. Artık biz de kardeşimin olayında kimlerin olduğunu öğrenmek istiyoruz. Bu dosya neden ilerlemiyor? Biz de artık gerçekten öğrenmek istiyoruz. Bizim dosyamız açık durumdaydı ama hiçbir ilerleme olmadı. Savcılarda hep değişiklik oldu tayinleri çıktı, öyle zaman geçirip gittiler. Tayini dolan savcı dosyayı diğer savcıya bırakıp gitti. Uzun bir süre böyle devam etti" şeklinde konuştu. "Bizim de yeni savcımızdan dolayı umudumuz var artık" Sefer, "Cumhuriyet Başsavcımızdan, Ebru Cansu’dan rica ediyoruz, bu duruma el atması gerekiyor. Bizim de yeni savcımızdan dolayı umudumuz var artık. Dosya da Tunceli’ye alındı. Şu anda dosyanın Tunceli’ye alınmasından dolayı umudumuz çok yüksek. Artık ailecek bir çözüm bulunması gerektiğini düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.

Gülistan Doku Dosyasında: “Örtbas Eden Kamu Görevlisi Var” Haber

Gülistan Doku Dosyasında: “Örtbas Eden Kamu Görevlisi Var”

5 Ocak 2020’den bu yana kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun (21) ailesinin avukatı Ali Çimen, “Gelinen bu aşamada bize faillerden biri, yani o sırada Gülistan Doku dosyasının örtbas edilmesine yönelik rol aldığına ilişkin beyanı olan biri ulaştı. Yine üst üste o kamu görevlisinin adını verdi. Burada bir örtbas meydana geldi. Örtbasta da kendisinin görev aldığını bize açıkça belirtti. Bunları savcılığa ileteceğiz” dedi. Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2’nci sınıf öğrencisi Gülistan Doku, 5 Ocak 2020’de kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamadı. Ailesi, 6 Ocak’ta İl Emniyet Müdürlüğü’ne kayıp başvurusunda bulundu. Yol güzergâhındaki Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) kameralarında yapılan incelemelerde, bir minibüse bindiği görülen Doku’nun nerede indiği tespit edilemedi. Araştırmalar sonunda Doku’nun cep telefonunun en son Uzunçayır Baraj Gölü’ndeki Sarı Saltuk Viyadüğü’nde sinyal verdiği belirlendi. Dönemin Valisi Tuncay Sonel koordinesinde ve talimatıyla Uzunçayır Baraj Gölü’nde AFAD Başkanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Ankara, Denizli, Diyarbakır, İstanbul, İzmir, Konya, Malatya, Manisa ve Kahramanmaraş büyükşehir belediyelerinden ekipler, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve gönüllülerden oluşan 542 kişilik personel; 88 araç, 38 bot, 10 ROV cihazı, 6 dron, 4 sonar ve 3 arama köpeğiyle yapılan aramalara rağmen Gülistan Doku’ya ait ize rastlanmayınca çalışmalar sonlandırıldı. ERKEK ARKADAŞI GÖZALTINA ALINDI Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmada, kaybolmadan önce son görüştüğü kişi olduğu belirtilen erkek arkadaşı, Rusya doğumlu Zeinal A., olaydan yaklaşık 2 yıl sonra Antalya’nın Alanya ilçesinde gözaltına alındı. Zeinal A., 4 saat süren ifadenin ardından adli kontrolle serbest bırakıldı ve hakkında yurt dışı yasağı konuldu. Zeinal A.’nın babası E.Y. hakkında da Gülistan Doku ile ilgili gizli kalması gereken kişisel bilgileri sosyal medyada ifşa ettiği gerekçesiyle dava açıldı. Mahkeme, E.Y.’yi kişisel verileri ele geçirip yaydığı gerekçesiyle 2,5 yıl hapis cezasına çarptırdı. DOSYA YENİDEN AÇILDI Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) 2024 Haziran kararnamesiyle Tunceli’ye atanan, Türkiye’nin 3 kadın başsavcısından biri olan Ebru Cansu, göreve başlar başlamaz Gülistan Doku dosyasını raftan indirip incelemeye başladı. Soruşturmayı baştan ele alan Cansu’nun talimatıyla özel ekip kuruldu. Doku’nun kaybolmadan önceki gün ve kaybolduğu güne ait kentteki tüm KGYS görüntüleri ile PTS kayıtları toplandı. ‘GÜLİSTAN’IN İNTİHAR ETTİĞİ İDDİA EDİLMİŞTİ’ Gülistan Doku’nun aile avukatı Ali Çimen, “24 Ocak 2020 tarihinde bir tutanak tutulmuştu. Bu tutanağa göre suya düşen bir nesne izlenimi yaratılmıştı. Gülistan’ın suya atladığı, dolayısıyla intihar ettiği iddia edilmişti. Bu tutanak sonrasında 220 gün boyunca Munzur Gölü’nde araştırmalar yapılmıştı. Suya düşen nesnenin Gülistan olduğu, dolayısıyla Gülistan’ın intihar ettiği değerlendiriliyordu. Soruşturmanın ilerleyen aşamasında biz buna itiraz etmiştik. Dosya Ulusal Kriminal Büro tarafından incelenmişti. O sırada suya düşen bir nesnenin olmadığı yönünde bir rapor gelmişti. Bu rapor sonrasında dosyanın insan öldürme şeklinde ele alınmasını talep etmiştik. Ancak dosyamız uzun bir süre işlemsiz kalmıştı. Buna ilişkin olarak dosyada yer yer üst düzey bir kamu görevlisinin adı geçmekteydi. Soruşturmanın örtbasına yönelik olarak çaba sarf ettiği değerlendiriliyordu. Hatta faillerin beyanlarında bile, kendilerini yurt dışına çıkmaları konusunda telkin ettiğinin söylendiği yer almaktaydı” diye konuştu. ‘O KAMU GÖREVLİSİNİN ADINI VERDİ’ Kendilerine Gülistan Doku dosyasının örtbas edilmesine yönelik rol aldığına ilişkin beyanı olan birinin ulaştığını söyleyen Çimen, “Yine üst üste o kamu görevlisinin adını verdi. Burada bir örtbas meydana geldi. Örtbasta da kendisinin görev aldığını bize açıkça belirtti. Bunları savcılığa ileteceğiz. Dosyada gizlilik olduğu için bilgi ve belgeleri paylaşamayacağız. Ancak bu dosya kamuoyunun yakından takip ettiği bir dosyadır. Dolayısıyla bu konuda toplumu bilgilendirme görevi Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’ndadır. Başsavcılığın bir an önce faillere yönelik gerekli işlemleri yapmasını ve toplumu bilgilendirmesini talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.