Hava Durumu

#Munzur Üniversitesi

Tunceli Postası - Munzur Üniversitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Munzur Üniversitesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tunceli’de Tarihi İş Birliği: Munzur Üniversitesi ve İBB-DER’den "Türkiye Modeli" Adımı Haber

Tunceli’de Tarihi İş Birliği: Munzur Üniversitesi ve İBB-DER’den "Türkiye Modeli" Adımı

Munzur Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kenan Peker, Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya ve İBB-DER Genel Başkanı Yücel Can tarafından imzalanan iş birliği ve dayanışma protokolü, bölgesel kalkınma ve gençlerin kariyer gelişimi için stratejik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Kariyer Yolculuğunda 7. Basamak: Sivil Toplum Açılış konuşmasında eğitimin dersliklerin dışına taşması gerektiğini vurgulayan Rektör Prof. Dr. Kenan Peker, kariyer basamaklarını yeniden tanımladı. Sivil toplum faaliyetlerini bu yolculuğun yedinci basamağı, liderliği sekizinci, diplomasiyi ise dokuzuncu basamak olarak adlandıran Peker, "Sayın Cumhurbaşkanımızın liderlik vizyonu ışığında, İBB-DER ile yapacağımız çalışmalar bu basamakları tırmanmak isteyen gençlerimize rehber olacaktır" dedi. Küresel Eğitim Trendleri ve Sosyal Roller Programa katılarak iş birliğine güç veren Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, yükseköğretimdeki küresel değişimlere dikkat çekti. Lisans eğitim sürelerinin uluslararası alanda kısalmaya başladığını belirten Akkaya, YÖK’ün bu yöndeki çalışmalarının stratejik önemini vurgulayarak, STK-Üniversite iş birliğinin bu yeni düzendeki rolüne değindi. "Biz Birlikte Güçlüyüz" İBB-DER Genel Başkanı Yücel Can, derneğin 2009 yılından bu yana adalet ve liyakatı önceleyen "Biz Birlikte Güçlüyüz" düsturuyla hareket ettiğini belirtti. Protokolün sadece kağıt üzerinde kalmayacağını müjdeleyen Can, "Geleneksel Çocuk ve Genç Oyunları" gibi somut projelerin hızla hayata geçirileceğini ifade etti. Can ayrıca Munzur Üniversitesi’nin çalışmalarını "Reyhan tadında ve efsunkar kokusunda kalıcı bir eser" olarak nitelendirdi. Bölgesel Etki: 8 İlden Temsilciler Katıldı Ağrı, Bingöl, Bitlis, Erzurum, Diyarbakır, Malatya, Siirt ve Tunceli İl Temsilcilerinin de hazır bulunduğu tören, protokolün bölgesel gücünü gözler önüne serdi. Tunceli Valisi Şefik Aygöl ve Tunceli Valiliği tarafından desteklenen "Şehir-Üniversite Bütünleşmesi" vizyonuyla tam uyum sağlayan bu buluşma, akademik araştırmalardan gönüllülük projelerine kadar geniş bir alanı kapsıyor. Tören, İBB-DER Genel Başkanı Yücel Can’ın her iki rektöre Türk Bayrağı ve şükran belgesi takdim etmesi ve çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi. Munzur Üniversitesi Rektörlüğü ev sahipliğinde gerçekleştirilen organizasyonla, akademi dünyası ile sivil toplumun gücü Tunceli’de birleşti. Rektörümüz Prof. Dr. Kenan PEKER, Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet AKKAYA ve İdareci ve Bürokratlar Birliği Derneği (İBB-DER) arasında imzalanan iş birliği ve dayanışma protokolü, sivil toplum gönüllülüğü alanında Türkiye’ye örnek olacak bir modelin temellerini attı. İki gün süren yoğun program, Rektörümüz Prof. Dr. Kenan PEKER’in refakatinde gerçekleştirilen tanıtım ve bilgilendirme gezisiyle başladı. Tunceli’nin doğal güzellikleri ve üniversitemizin bilimsel projelerinin yerinde incelenmesinin ardından, bölge üniversiteleri ve sivil toplum temsilcilerinin katılımıyla resmi törene geçildi. Munzur Üniversitesi’nde düzenlenen programa; Rektörümüz Prof. Dr. Kenan PEKER, Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet AKKAYA, İdareci ve Bürokratlar Birliği Derneği Genel Başkanı Sayın Yücel CAN, rektör yardımcılarımız, akademisyenlerimiz ve İBB-DER Yönetim Kurulu üyeleri katıldı. Ayrıca Ağrı, Bingöl, Bitlis, Erzurum, Diyarbakır, Malatya, Siirt ve Tunceli İl Temsilcilerinin de hazır bulunması, iş birliğinin bölgesel etkisini gözler önüne serdi. Açılış konuşmasını gerçekleştiren Rektörümüz Prof. Dr. Kenan PEKER, eğitimin sadece dersliklerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, üniversitelerin topluma katkı misyonuna dikkat çekti. Kariyer basamaklarını bir hiyerarşi içinde tanımlayan; sivil toplum faaliyetlerini bu yolculuğun yedinci basamağı olarak adlandırdı ve sekizinci basamağın liderlik, bir sonrakinin ise diplomasi olduğunu ifade eden Rektörümüz Prof. Dr. Kenan PEKER, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderlik ve önderlik vizyonunu örnek göstererek, İBB-DER ile yapılacak çalışmaların bu basamakları tırmanmak isteyen gençlere ışık tutacağını belirtti. Ayrıca Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet AKKAYA’nın programa katılım sağlamasının, iş birliğinin kültürel derinliği açısından çok kıymetli olduğunu vurguladı. Akabinde konuşan Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet AKKAYA, STK temsilcilerinin toplumsal rollerine dikkat çekti ve yükseköğretimdeki küresel trendlere vurgu yaptı. Lisans eğitimi sürelerinin uluslararası alanda kısaltılmaya başlandığını belirten Prof. Dr. Ahmet AKKAYA, YÖK’ün de bu doğrultuda yaptığı çalışmaların stratejik bir gelişme olduğunu ifade etti. İdareci ve Bürokratlar Birliği Derneği Genel Başkanı Yücel CAN ise yaptığı sunumda, derneğin 2009 yılından bu yana "Biz Birlikte Güçlüyüz" düsturuyla hareket ettiğini hatırlattı. İnsanı merkeze alan, adalet ve liyakatı önceleyen bir anlayışla çalıştıklarını belirten ve Resulullah’ın (SAV) hayatından ve Hılfülfudül Cemiyeti’nden aldıkları referansla, hiçbir ayrım gözetmeksizin topluma hizmet etmeyi amaçladıklarını ifade etti. Akademik desteğin sivil toplum faaliyetleri için hayati önem taşıdığını söyleyen Yücel CAN, imzalanan protokolün özellikle "Geleneksel Çocuk ve Genç Oyunları" gibi somut projelerle hayat bulacağını müjdeledi. Törenin sonunda, Rektörümüz Prof. Dr. Kenan PEKER ve Yücel CAN tarafından imzalanan protokol; akademik araştırmalardan ortak çalıştaylara, gönüllülük projelerinden iyi uygulama örneklerinin paylaşılmasına kadar çok geniş bir alanı kapsama altına aldı. Programın kapanışında Yücel CAN, her iki rektöre de Türk Bayrağı, şükran belgesi ve özel tasarım hediyeler takdim etti ve Munzur Üniversite’sinin endemik bitki çalışmaları ve bilimsel kazanımlarıyla ülkede bıraktığı izi, "Reyhan tadında, renginde ve efsunkar kokusunda kalıcı bir eser" olarak nitelendirerek Rektörümüz Prof. Dr. Kenan PEKER’e yakın ilgisi ve ev sahipliği için teşekkürlerini sundu. Bu anlamlı buluşma, hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.

Genç Sinemacılar Oscar Wilde’ı Tunceli’ye Taşıdı: "Geçmişim Yok" İzleyiciyle Buluşuyor Haber

Genç Sinemacılar Oscar Wilde’ı Tunceli’ye Taşıdı: "Geçmişim Yok" İzleyiciyle Buluşuyor

Yönetmenliğini Ozan Yağızer’in, senaristliğini ise Zerdagül Gül’ün üstlendiği Geçmişim Yok adlı film, 11 Mayıs 2026 tarihinde saat 16.00’da Munzur Üniversitesi Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek özel gösterimle izleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Peter Ackroyd’un Oscar Wilde’ın Son Vasiyetleri adlı eserinden uyarlanan yapım, bireyin geçmişiyle olan çatışmasını, kimlik arayışını ve toplum karşısındaki yalnızlığını çarpıcı bir atmosfer eşliğinde ele alıyor. Filmde, estetik kaygılar ile içsel hesaplaşmalar iç içe geçirilirken Oscar Wilde’ın melankolik dünyasından izler taşıyan sahneler dikkat çekiyor. Kaleme alınan film, özellike ana karakterin iç monologları ve psikolojik derinliğiyle öne çıkıyor. Yapım; geçmişinden kaçmaya çalışan bir karakterin zamanla kendi gerçekliğiyle yüzleşmesini konu edinirken, yalnızlık, aidiyet ve bastırılmış duygular gibi temaları sinematografik bir anlatımla izleyiciye sunuyor. Filmin hazırlık ve üretim sürecinde desteklerini esirgemeyen Munzur Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü öğretim elemanlarından Arş. Gör. Dr. Şükrü Aydın’a ayrıca teşekkür edildi. Yapım ekibi, Dr. Aydın’ın süreç boyunca sağladığı akademik katkının ve yönlendirmelerinin proje açısından önemli bir yere sahip olduğunu ifade etti. Ayrıca filmin haber ve tanıtım sürecine sunduğu katkılar dolayısıyla İletişimci Öğr. Gör. Eyup Turan Şahan’a da teşekkürlerini ileten ekip, projenin üniversite bünyesinde kültürel ve sanatsal dayanışmayla şekillendiğini belirtti. Teknik ekip tarafından yapılan açıklamada filmin atmosferinde karanlık tonların ve sade mekân kullanımının bilinçli olarak tercih edildiği belirtilirken, yapımın edebi yönünün ön planda tutulduğu vurgulandı. Gösterimin ardından film ekibiyle kısa bir söyleşi gerçekleştirilmesi planlanıyor. Üniversite öğrencileri ve sinemaseverlerin yoğun ilgi göstermesi beklenen etkinlik, Munzur Üniversitesi’nin kültür ve sanat faaliyetleri kapsamında düzenlenecek.

Mustafa Türkay Sonel’in silahlı ve kamuflajlı fotoğrafı ortaya çıktı Haber

Mustafa Türkay Sonel’in silahlı ve kamuflajlı fotoğrafı ortaya çıktı

Gülistan Doku soruşturması kapsamında tutuklanan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’e ait, silahlı ve kamuflajlı fotoğraf ortaya çıktı. Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişim Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında gözaltına alınan 15 şüpheliden 12’si tutuklanırken 3’üne ise adli kontrol kararı verilmişti. ABD’de bulunan firari şüpheli Umut Altaş hakkında da Interpol nezdinde kırmızı bülten çıkarılmıştı. Olayla ilgili Tunceli Cumhuriyet Savcılığı tarafından çalışmalar sürerken, Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’e ait silahlı ve kamuflajlı fotoğrafı ortaya çıktı. "Benim ateşli silahım yoktur" Mustafa Türkay Sonel’in gözaltına alındıktan sonra jandarmada verdiği ifadelerde, "Umut ile aramızda böyle bir konuşma geçmedi. Benim ateşli silahım yoktur. Bana Airsoft sporunu lise arkadaşım olan Oğulcan öğretmişti. Bu spor hobilerim arasında olduğu için bu sporda kullanılan boncuk atan (fosforlu, kırmızı, yeşil, beyaz renk) hatta bu spora ait evin bahçesinde oynadığımıza dair birçok fotoğraf ve video telefonumda mevcuttur. Hatta bu sporda kullanılan silahların hepsinin faturası mevuttur. Bu sporda kullanılan silahları İzmir Av Market Airsoft isimli sarı renkli internet sitesinden sipariş verirdik. Hatta bu sporda kullanılan silahların boncuklarını da bu siteden sipariş verirdik. Bu silahlarda kullanılan boncuklara B.B denir ve pahalı olduğu için bir sonraki için kullandığımız zamanlarda tekrar yerden toplardık" demişti.

Çağdaş Özdemir tutuklandı Haber

Çağdaş Özdemir tutuklandı

Gülistan Doku soruşturması kapsamında adliyeye sevk edilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi olan Kadın Doğum Uzmanı Dr. Çağdaş Özdemir tutuklandı. Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında cinayet şüphesiyle 7 ilde operasyonlar düzenlenmiş ve gözaltına alınan 13 şüpheliden aralarında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in de bulunduğu 10 şüpheli tutuklanırken 3 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Öte yandan dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi olan Kadın Doğum Uzmanı Dr. Çağdaş Özdemir, savcılığın talimatıyla Bursa Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınmıştı. Bursa’dan Tunceli’ye getirilen ve Tunceli İl Jandarma Komutanlığı’nda ifadesi alınan Özdemir, bugün adliyeye sevk edildi. Mahkeme karşısına çıkartılan Özdemir, tutuklandı. Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada cinayet şüphesiyle 11 şüpheli tutuklanırken, son tutuklanan isim ise dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Çağdaş Özdemir olmuştu. ‘Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek’ suçundan tutuklanan Özdemir’in jandarmadaki ifadesi ortaya çıktı. Özdemir, 2019 ve 2020 yıllarında kendisinin Tunceli Devlet Hastanesi Baş Hekimlik görevini, eşinin de Tunceli İl Sağlık Müdürlüğünde başkan olarak yani il müdür yardımcısı olarak görev yaptığını ifade etti. 3 yıl boyunca hem Tunceli Devlet Hastanesinde Başhekim ve hem de il sağlık müdürü olarak görev yapma sebebi sorulunca, "Ben bu görevi kendim istemedim, hatta o dönemin valisi olan Tuncay Sonel’e atamamın yapıldığı ilk aylarında kendi makamına gidip, sayın valim ben bu 2 görevi yapmakta zorlanıyorum diye 2-3 kez ifade ettim ancak pandemi sebebi ile olduğunu düşünüyorum, herhangi bir değişim olmadı" dedi. 2019 ve 2020 yıllarında Tunceli Devlet Hastanesi’nde Sisoft isimli yazılım şirketi ile çalışıldığını ifade eden Özdemir, hastanede şirket çalışanı olarak 2 elemandan birinin Burçin Yerlikaya, asıl sorumlu olan diğerinin Yücel Erdem olduğunu ifade etti. Özdemir’e 2019 ve 2020 yıllarında Tunceli Devlet Hastanesi kayıtlarının silinmesi ve düzeltilmesi işlemlerinde kimin yetkili olduğu da soruldu. Özdemir, "Hastane kayıtlarının silinmesi, düzeltilmesi, eklenmesi hususlarında bu personeller ve firmanın kendisi yetkiliydi, benim yada başka bir hastane çalışanında böyle bir yetki yoktu. Yetki olmadığı gibi bilgi ve beceriside yoktu. Benim de bu konu ile ilgili yetkim olmadığı gibi becerimde yoktur. Silme işlemi ile ilgili şöyle örnek vererek anlatmak istiyorum; A isimli şahsın hastane müracatı alınıp TCKN’ den dolayı olası yanlış kaydedilmesi durumunda, bilgi İşleme kaydı açan poliklinik ya da acil sekreteri yazılı belgeyi 2 müdür yardımcısına imzalatıp, havalesini sağlayarak Yücel beye yazılı olarak dilekçesini verir, Yücel bey gerekli silme, düzeltme ve ekleme işlemlerini yapar, bu tarz konular benim bilgimi gerektirecek konular değildir, daha önce yapıldıysa da bilgim yoktur" diye konuştu. "Bu kayıtlara ulaşılamıyorsa silinmiştir" Gülistan Doku’yu tanımadığını, hiç görmediğini söyleyen Özdemir’e Gülistan Doku’nun 07.01.2020 tarihli POLNET sorgusu çıktısı doğrultusunda 31.12.2019 saat 09.09’da Tunceli Devlet Hastanesine giriş kaydının bulunduğu tespit edildiği halde, müteakip yapılan araştırmalar neticesinde bu kayıtlara ulaşılamamış olup bahse konu kaydın silinmesi de soruldu. Bahse konu "POLNET" çıktısı ve tutanak gösterilince Özdemir, "Bahse konu POLNET sisteminin Polislerin kullanmış olduğu sorgu sistemi olarak biliyorum. POLNET’ in de verileri Hastaneden aldığını biliyorum. 7 Ocak’ ta böyle bir POLNET sorgusu yapılıp Tutanak tutulduysa herhalde böyle bir şey vardır. Sonrasında bu kayıtlara ulaşılamıyorsa silinmiştir. Başkaca bir açıklaması olup, olmadığı konusunda bir bilgim yok, bu konuyu bilişim uzmanlarının çözmesi gerekli. Tahminen silindiği yönünde görüşüm vardır" ifadelerini kullandı.

Koruma polisi Şükrü Eroğlu’nun ifadesi ortaya çıktı Haber

Koruma polisi Şükrü Eroğlu’nun ifadesi ortaya çıktı

Tunceli’de kayıp üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında tutuklanan koruma polisi Şükrü Eroğlu’nun ifadesi ortaya çıktı. Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada cinayet şüphesiyle 7 ilde operasyonlar düzenlenmiş ve 13 şüpheli gözaltına alınmıştı. Soruşturma kapsamında 10 şüpheli tutuklanırken, 3 kişi hakkında ise adli kontrol kararı verilmişti. Tutuklanan dönemin Valisi Tuncay Sonel’in koruma polisi Şükrü Eroğlu’nun ifadesi ortaya çıktı. Eroğlu, Gülistan Doku’nun yedek SIM kartını ihraç polis memuru Gökhan Ertok’a kimin talimatı ile gönderdiği sorusu üzerine ifadesinde, "Ben bu konuyu ayrıntılı ve uzun uzun anlatmak istiyorum. Doku ailesi arama çalışmaları sürerken yukarıda da belirttiğim üzere vali beyi arama çalışmalarını takip amaçlı ziyarete geldiler. Bu ziyaretlerin birinde aile makama geldi ve makamdan çıktıktan sonra vali bey bizzat kendisi yarım A4 zarfını bana Ankara’ya gönderilmek maksadıyla verdi. Zarfta bir şey yazmıyordu. Sonrasında bana ‘Bunu Gürkan’a gönder’ dedi. Ben de bu Gürkan isimli şahsı 2017 yılından beri valiliğin ve kişisel sosyal medya hesaplarımız ile ilgili retweet gibi işlemleri yapan ve telefonumda ‘Sosyal medya Gürkan’ diye kayıtlı şahsa göndermek üzere teslim aldım. Ben de yakın koruma olmam nedeniyle diğer koruma veya şoför arkadaşlarımdan birine vererek, kime verdiğimi hatırlamıyorum, bir arkadaşa verdim. Ben de ismini şu an sizden öğrendiğim ve kendi hesabımdan valinin talimatıyla öncesinde de harçlık gönderdiğim kişinin dekontlarda isminin Gökhan Ertok olarak geçtiğini öğrendim. Fakat halen rehberimde ‘Sosyal medya Gürkan’ diye kayıtlıdır. Gökhan Ertok’un polis olup olmadığını bilmiyorum, şahsı hiç görmedim. Ben zarfın içerisinde SIM kart olduğunu ve ne olduğunu bilmiyordum. Sonrasında vali bey bana aynı gün ‘zarf içerisinde kayıp kız Gülistan Doku’nun SIM kartı olduğunu, son sinyalinin neresi olduğunu, içerisinde ne olduğuna bakması maksadıyla gönderdiğini‘ söyledi. Gülistan’ın SIM kart şifresi, Instagram kullanıcı adı veya şifresi veya diğer şifrelerine dair hiçbir bilgim yoktur. Konusu da geçmemiştir. Bu SIM kartı ben diğer koruma arkadaşa verdikten sonra hatırladığım kadarıyla otobüsle Gökhan’a gönderimini sağlamıştım. Gönderdiğim zarfla ilgili vali bey ‘Ne oldu, SIM karta bakabildi mi, sinyal falan var mı’ tarzında şeyler sorunca ben de Gökhan’ı arayıp hatırladığım kadarıyla ’Bakabildin mi, en son sinyal nerede alınmış?’ tarzında sordum. O da bana ‘Bakıyorum, zaten rapor haline getirip göndereceğim’ dedi. Tarihini hatırlamıyorum ama Gökhan beni aradı ve ‘Zarfı gönderdim, teslim alırsınız’ şeklinde konuştu. Hatırladığım kadarıyla otobüsle gönderdi. Ben de otobüsten yine ya şoför ya da koruma arkadaşlara aldırıp, vali beye ’Gökhan’ın gönderdiği dosya efendim’ diyerek teslim ettim. Tüm bunlar valinin talimatı ile oluyordu. Zarfın büyüklüğü A4 ölçüsünde idi" dedi. Eroğlu ifadesinde şunları söyledi: "Burada şu kısımdan da bahsetmek istiyorum. Ya bu SIM kartı gönderdikten sonra ya da göndermeden önce vali beyin talimatıyla Gökhan Ertok ile görüştüm. O da bana iki ayrı konum attı. Bunun üzerine vali beye bilgi verdim. Onun ‘Gidin bir bakın şu konumlara’ demesi üzerine tekrar Gökhan Ertok’u arayarak bilgi istedim. Bana ‘Telefonun en son sinyali bu iki konumdan gelmiş, bir oralara bakın’ dedi. Bunun üzerine hangi araçla gittim hatırlamıyorum ama ya gri Santa Fe ya da koruma aracı ile iki ayrı günde, birinde akşam, birinde gündüz olmak üzere yanımda iki seferde de Akın Gül ve Emre Başel vardı. Ama diğer arkadaşları hatırlamıyorum. Bu konumlardan biri tam nokta olarak hatırlamıyorum ama Atatürk Mahallesi’nde bulunan Öğretmenevi’nin Elazığ istikametinde yolun alt tarafında suya yakın bir bölge idi. Binaların arasında bir yerdi. Bu noktaya gittiğimizde akşamdı. Araçtan inip etrafa bakındık ve döndük. Diğer bildirilen nokta ise Tunceli-Kovancılar yolu üzeri Uzunçayır Barajı üzerindeki Köprü Karakolu’nun karşısında bulunan Kovancılar istikametine doğru köprüye girmeden sol taraftaki toprak yola girdik, yaklaşık 200-300 metre falan ilerledik, ormanlık değil, açık alandı. 5 dakika oralara bakındık. Sonra vali beyi arayıp, ’Bir şey yok sayın valim’ dedikten sonra o da ‘Tamam’ dedi ve biz de dönüşe geçtik. Benim bahsettiğim bu hususlara ilişkin görüşme, gönderilen konumlar ve WhatsApp yazışma kaydım halen telefonumda duruyor. Gökhan Ertok ile iletişimim; 2017’den itibaren sosyal medya üzerinden vali beye hakaret ve küfür olaylarında şahısların tespit edilerek, vali beyin dava açması amacıyla yardım aldığımız kişidir. Gökhan Twitter’dan konum çıkartabileceğini söylüyor ve birkaç olayla ilgili de bize tweet atıldığı konumları tespit ederek göndermişti. Ben bu Gökhan Ertok ile vali beyin bana numarasını vermesiyle tanıştım. Ne iş yaptığını bilmiyorum. Ama sosyal medya üzerine hacker tarzı bir kişi olduğunu biliyordum. Polis olduğunu ve atıldığını sizden öğrendim." "Vali beyin talimatı ile gönderdim" Gökhan Ertok’a SIM kartı kimin talimatıyla gönderdiği sorusu üzerine Eroğlu, "Yukarıda da bu sorunun cevabı bulunmakta olup, vali beyin talimatı ile gönderdim" cevabını verdi. "Hiçbir şekilde ceset gömmek ve bunun için keşif yapmak suçlamasını da asla kabul etmiyorum" Telefonunun daraltılmış baz raporuna göre 13 Ocak 2020 günü saat 11.34-13.46 arası Doku’nun cesedinin bulunduğu iddia edilen Pertek Koçpınar köyünü de içine alan bölgede sinyal verdiğinin tespit edildiği belirtilerek, Şükrü Eroğlu’na bu bölgeye neden gittiği soruldu. Eroğlu, "Ben bu köye kesinlikle hiç gitmedim ama bilmediğim halde program gereği o bölgeye gittiysem ya da geçtiysem ekipçe ve vali beyle birlikte gitmişimdir. Ayriyetten hiçbir şekilde ceset gömmek ve bunun için keşif yapmak suçlamasını da asla kabul etmiyorum" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.