Hava Durumu

#Munzur Üniversitesi

Tunceli Postası - Munzur Üniversitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Munzur Üniversitesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Munzur Üniversitesi’ne YÖKAK’tan Kurumsal Akreditasyon: Eğitimde Kalite Tescillendi Haber

Munzur Üniversitesi’ne YÖKAK’tan Kurumsal Akreditasyon: Eğitimde Kalite Tescillendi

Munzur Üniversitesi, yükseköğretimde kalite güvencesi alanında önemli bir başarıya imza atarak Yükseköğretim Kalite Kurulu tarafından yürütülen Kurumsal Akreditasyon Programı kapsamında akredite edilen üniversiteler arasına girdi. YÖKAK’ın Mart 2026 tarihli kurul toplantısında alınan karar doğrultusunda, Türkiye genelinde titizlikle değerlendirilen 39 üniversite arasına giren Munzur Üniversitesi, eğitimde kalite güvencesi, araştırma-geliştirme faaliyetleri ve toplumsal katkı alanlarında ortaya koyduğu çalışmalarla önemli bir başarı elde etti. Eğitimde Kalite Güvencesi Tescillendi Kurumsal Akreditasyon Programı, üniversitelerin eğitim-öğretim, araştırma faaliyetleri, yönetim süreçleri ve topluma katkı alanlarında belirlenen kalite standartlarına uygunluğunu değerlendiren önemli bir sistem olarak biliniyor. Bu kapsamda yapılan değerlendirmeler sonucunda Munzur Üniversitesi’nin kurumsal kapasitesinin ve kalite odaklı yönetim anlayışının ulusal düzeyde tescillendiği ifade edildi. Üniversite yönetimi tarafından yapılan açıklamada, elde edilen akreditasyonun yükseköğretimde kalite kültürünün yaygınlaştırılması ve sürdürülebilir bir yönetim sistemi kurulması açısından stratejik bir adım olduğu vurgulandı. Araştırma ve Akademik Gelişime Katkı Sağlayacak Munzur Üniversitesi’nin akreditasyon almasının, yalnızca kurumsal bir başarı değil aynı zamanda akademik ve bilimsel çalışmaların gelişimine katkı sağlayacak önemli bir adım olduğu değerlendiriliyor. Üniversitenin araştırma-geliştirme faaliyetlerini daha güçlü şekilde yürütmesi, ulusal ve uluslararası akademik iş birliklerini artırması ve bilimsel üretimi desteklemesi açısından bu sürecin önemli avantajlar sunduğu belirtiliyor. Öğrenciler İçin Yeni Fırsatlar Akreditasyonun en önemli faydalarından birinin de öğrenciler açısından ortaya çıkacağı ifade ediliyor. Kurumsal akreditasyon sayesinde üniversitenin eğitim programlarının kalite standartlarının güvence altına alınması, öğrencilerin mezuniyet sonrası kariyer imkanlarının güçlenmesi ve uluslararası akademik hareketlilik fırsatlarının artması bekleniyor. Uzmanlara göre akreditasyon, üniversitelerin ulusal ve uluslararası akademik platformlarda tanınırlığını artırırken öğrencilerin aldığı diplomanın akademik değerini de yükseltiyor. Bölgesel Kalkınmaya Katkı Munzur Üniversitesi’nin elde ettiği bu başarı, yalnızca akademik çevreler için değil aynı zamanda Tunceli ve bölge için de önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Üniversitenin kalite standartlarını yükseltmesi, bilimsel üretimi artırması ve toplumsal katkı projelerini güçlendirmesi sayesinde bölgesel kalkınma süreçlerine de daha güçlü destek sunması bekleniyor. “Kalite Kültürü ve Sürekli İyileştirme” Üniversite yönetimi, elde edilen akreditasyonun kalite odaklı yönetim anlayışı ve sürekli iyileştirme vizyonunun bir sonucu olduğunu belirterek, bu başarıda emeği geçen akademik ve idari personel ile öğrencilere ve dış paydaşlara teşekkür etti. Munzur Üniversitesi’nin önümüzdeki dönemde eğitim-öğretim standartlarını daha da yükseltmeye, araştırma faaliyetlerini geliştirmeye ve yükseköğretimde kalite kültürünü yaygınlaştırmaya yönelik çalışmalarını sürdüreceği ifade edildi.

Deprem Haftası’nda Tunceli’de afet farkındalığı seferberliği Haber

Deprem Haftası’nda Tunceli’de afet farkındalığı seferberliği

Tunceli’de Deprem Haftası kapsamında okullarda ve kent merkezinde afet farkındalığını artırmaya yönelik çeşitli etkinlikler gerçekleştirildi. Tunceli’de 1-7 Mart Deprem Haftası kapsamında afet farkındalığını artırmak amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlendi. AFAD Tunceli İl Müdürlüğü koordinesinde yürütülen çalışmalar çerçevesinde Munzur Üniversitesi’nde gönüllülük standı açılarak, öğrenciler Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) gönüllüsü olmaya davet edildi. İl genelindeki okullarda Milli Eğitim Bakanlığı Okul Tabanlı Afet Eğitimi Programı (OKUB) kapsamında öğrencilere yönelik afet farkındalığı tanıtımları gerçekleştirilirken, sahada da kapsamlı bilgilendirme faaliyetleri yürütüldü. ANDA, TÜGVA ve MUDAK ekipleriyle birlikte kent merkezinde vatandaşlara afet farkındalığı broşürleri dağıtılarak, toplumda afet bilincinin artırılması hedeflendi. Deprem Haftası etkinlikleri kapsamında ayrıca Munzur Üniversitesi’nde öğrencilere yönelik afet farkındalığı eğitimi düzenlenerek, arama kurtarma ekipmanları ve barınma çadırları tanıtıldı. "Artık ülkemizde bir afet kültürünün oluşması gerekiyor" AFAD Tunceli Afetlere Müdahale Şube Müdürü Özgür Aydoğdu, afet farkındalığı çalışmalarının önemine dikkat çekerek, "Bugün Tunceli Munzur Üniversitesi’nde afet farkındalık eğitimlerimiz başlamış bulunmakta. 1-7 Mart Deprem Haftası boyunca Tunceli ilimizde çeşitli faaliyetler yürüttük. Milli Eğitim İl Müdürlüğü ile birlikte okullarımızda afet farkındalık eğitimleri, deprem eğitimleri, arama kurtarma, araç ve gereçlerin tanıtımlarını yaptık. Bugün de Munzur Üniversitesi’nde Afet Yönetimi öğrencileri ve tüm üniversite öğrencilerine hem barınma çadırımızı, hem arama kurtarma malzemelerini tanıttık. Gönüllülüğümüzün ne kadar önemli olduğunu dile getirdik. Ülkemiz afet bakımından birinci derecede deprem bölgesi. Tunceli ilimiz de aynı şekilde deprem bölgesi. Artık ülkemizde bir afet kültürünün oluşması gerekiyor. İnsanlarımızın bu konuda bilinçlenmesi gerekiyor. Afet anında hangi doğru davranışları yapmaları gerektiğini, iletişim zincirlerinin nasıl kullanıldığını, bölge dışı bağlantı kişilerine nasıl ulaşmaları gerektiği konusunda bilgiler verdik. Çok verimli geçti. Öğrencilerimiz bu konuda bayağı duyarlı" ifadelerini kullandı. Farkındalık eğitimlerinin özellikle öğrenciler üzerinden yaygınlaştırılmasının önemine değinen Aydoğdu, "Geleceğin yöneticileri, şehir planlayıcısı, mühendisleri, bu sıralardan çıkacak. O yüzden eğitim yaşını ne kadar aşağı çekersek, aşağıdan yukarıya doğru gidersek o kadar faydalı oluyor. Yetişmiş bireyler afet kültürünü kendi hayatlarına empoze etmeleri konusunda biraz zorluk yaşayabiliyorlar. Ama öğrenciler buna çok açık ve öğrenciler her yerde. Bugün Tunceli’de olan bir öğrenci yarın Çanakkale’de, İstanbul’da farklı bir yerde hayatına devam edebiliyor. Bu eğitimi aldıktan sonra orada da hayatına katabiliyor ve çevresindeki insanlara faydalı olabiliyor" dedi. Acil Yardım ve Afet Yönetimi 4’üncü sınıf öğrencisi Dilan Eren, "2011 Van depremini yaşadıktan sonra bu bölüme isteyerek ve araştırarak, tamamen gönüllü olarak geldim. 4 yıldır çeşitli gönüllü faaliyetlerine, çeşitli eğitimlere katılarak kendime farkındalık kazandırdım ve çevremin bu konudaki farkındalığını artırmak istiyorum. 1-7 Mart Deprem Farkındalık Haftası olduğu için Munzur Üniversitesi’nde öğrenci arkadaşlara, personellere farkındalık eğitimi verdik. Bu farkındalıkların önemini 6 Şubat 2023 depreminde de gördük. O yüzden bu farkındalıkları artırmak çok kıymetli. Ayrıca gönüllülük gerçekten gönülden gelen bir şey, tamamen ihtiyacımız olan bir şey. Her şehirde personel yetmeyebiliyor ama gönüllülerin burada çok kıymetini görüyoruz" şeklinde konuştu.

İBAN kiralama ve dolandırıcılığa karşı farkındalık çalışması Haber

İBAN kiralama ve dolandırıcılığa karşı farkındalık çalışması

Tunceli’de banka hesabı ve IBAN kiralama yöntemiyle işlenen dolandırıcılık suçlarına karşı il genelinde afiş, broşür, stant ve yüz yüze bilgilendirmeleri kapsayan farkındalık çalışması başlatıldı. Başsavcı Ebru Cansu, “Banka hesabı ve kart bilgilerinizi kimseye kullandırmayın” uyarısında bulundu. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, İl Emniyet Müdürlüğü’nün desteğiyle banka hesap numarası ve IBAN kiralama yöntemiyle işlenen dolandırıcılık suçlarının önlenmesi amacıyla kapsamlı çalışma başlatıldı. Vatandaşların ve özellikle gençlerin bu suçlara bulaşarak şüpheli duruma düşmemesi ve mağduriyet yaşamaması hedefleniyor. Bu kapsamda hazırlanan afiş ve broşürler, kent genelinde iş yerlerine, kamu kurumlarına, gençlerin yoğun olarak bulunduğu kafe ve restoranlara, kıraathanelere, liselere, üniversite kampüsüne, Yurt Müdürlüğü binalarına ve adliye binasına asıldı. İlçelerdeki kamu kurumları ile liselere de afişler gönderildi. Üniversite kampüsü başta olmak üzere çeşitli noktalarda stantlar kurularak broşür dağıtımı yapıldı. İl Emniyet Müdürlüğü Siberay ekipleri, iş yerleri ile kafe ve restoranları ziyaret ederek vatandaşlara yüz yüze bilgilendirme yaptı. Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu, İl Emniyet Müdürü Kazım Günay Demiralay ve cumhuriyet savcıları, üniversite kampüsünde kurulan standı ziyaret etti. Liselerde ise 12’nci sınıf öğrencilerine ders saatlerinde bilgilendirme yapılarak broşür dağıtıldı. Mart ayında Munzur Üniversitesi’nde farkındalık semineri düzenlenmesinin planlandığı belirtildi. Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu, vatandaşlara ve özellikle gençlere önemli uyarılarda bulunarak, banka hesabı, IBAN veya kredi kartı bilgilerinin kesinlikle başkalarına kullandırılmaması gerektiğini vurguladı. Başsavcı Cansu, sahte iş ve alışveriş ilanlarına karşı dikkatli olunması gerektiğini belirterek, başkalarına verilen banka hesap ve kart bilgilerinin kara para aklama, yasa dışı bahis ve dolandırıcılık suçlarında kullanılabildiğine dikkat çekti. Maddi menfaat vaadine kanılarak banka hesabı veya IBAN’ın kullandırılması ya da kiralanması halinde, kişilerin dolandırıcılık suçuna iştirak etmiş sayılacaklarını ifade eden Başsavcı Cansu, bu durumun aksinin ispatlanmasının mümkün olmadığını ve bu tür eylemlerin gençlerin geleceğini karartabileceğini belirterek uyardı.

Gülistan Doku Dosyasında: “Örtbas Eden Kamu Görevlisi Var” Haber

Gülistan Doku Dosyasında: “Örtbas Eden Kamu Görevlisi Var”

5 Ocak 2020’den bu yana kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun (21) ailesinin avukatı Ali Çimen, “Gelinen bu aşamada bize faillerden biri, yani o sırada Gülistan Doku dosyasının örtbas edilmesine yönelik rol aldığına ilişkin beyanı olan biri ulaştı. Yine üst üste o kamu görevlisinin adını verdi. Burada bir örtbas meydana geldi. Örtbasta da kendisinin görev aldığını bize açıkça belirtti. Bunları savcılığa ileteceğiz” dedi. Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2’nci sınıf öğrencisi Gülistan Doku, 5 Ocak 2020’de kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamadı. Ailesi, 6 Ocak’ta İl Emniyet Müdürlüğü’ne kayıp başvurusunda bulundu. Yol güzergâhındaki Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) kameralarında yapılan incelemelerde, bir minibüse bindiği görülen Doku’nun nerede indiği tespit edilemedi. Araştırmalar sonunda Doku’nun cep telefonunun en son Uzunçayır Baraj Gölü’ndeki Sarı Saltuk Viyadüğü’nde sinyal verdiği belirlendi. Dönemin Valisi Tuncay Sonel koordinesinde ve talimatıyla Uzunçayır Baraj Gölü’nde AFAD Başkanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Ankara, Denizli, Diyarbakır, İstanbul, İzmir, Konya, Malatya, Manisa ve Kahramanmaraş büyükşehir belediyelerinden ekipler, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve gönüllülerden oluşan 542 kişilik personel; 88 araç, 38 bot, 10 ROV cihazı, 6 dron, 4 sonar ve 3 arama köpeğiyle yapılan aramalara rağmen Gülistan Doku’ya ait ize rastlanmayınca çalışmalar sonlandırıldı. ERKEK ARKADAŞI GÖZALTINA ALINDI Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmada, kaybolmadan önce son görüştüğü kişi olduğu belirtilen erkek arkadaşı, Rusya doğumlu Zeinal A., olaydan yaklaşık 2 yıl sonra Antalya’nın Alanya ilçesinde gözaltına alındı. Zeinal A., 4 saat süren ifadenin ardından adli kontrolle serbest bırakıldı ve hakkında yurt dışı yasağı konuldu. Zeinal A.’nın babası E.Y. hakkında da Gülistan Doku ile ilgili gizli kalması gereken kişisel bilgileri sosyal medyada ifşa ettiği gerekçesiyle dava açıldı. Mahkeme, E.Y.’yi kişisel verileri ele geçirip yaydığı gerekçesiyle 2,5 yıl hapis cezasına çarptırdı. DOSYA YENİDEN AÇILDI Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) 2024 Haziran kararnamesiyle Tunceli’ye atanan, Türkiye’nin 3 kadın başsavcısından biri olan Ebru Cansu, göreve başlar başlamaz Gülistan Doku dosyasını raftan indirip incelemeye başladı. Soruşturmayı baştan ele alan Cansu’nun talimatıyla özel ekip kuruldu. Doku’nun kaybolmadan önceki gün ve kaybolduğu güne ait kentteki tüm KGYS görüntüleri ile PTS kayıtları toplandı. ‘GÜLİSTAN’IN İNTİHAR ETTİĞİ İDDİA EDİLMİŞTİ’ Gülistan Doku’nun aile avukatı Ali Çimen, “24 Ocak 2020 tarihinde bir tutanak tutulmuştu. Bu tutanağa göre suya düşen bir nesne izlenimi yaratılmıştı. Gülistan’ın suya atladığı, dolayısıyla intihar ettiği iddia edilmişti. Bu tutanak sonrasında 220 gün boyunca Munzur Gölü’nde araştırmalar yapılmıştı. Suya düşen nesnenin Gülistan olduğu, dolayısıyla Gülistan’ın intihar ettiği değerlendiriliyordu. Soruşturmanın ilerleyen aşamasında biz buna itiraz etmiştik. Dosya Ulusal Kriminal Büro tarafından incelenmişti. O sırada suya düşen bir nesnenin olmadığı yönünde bir rapor gelmişti. Bu rapor sonrasında dosyanın insan öldürme şeklinde ele alınmasını talep etmiştik. Ancak dosyamız uzun bir süre işlemsiz kalmıştı. Buna ilişkin olarak dosyada yer yer üst düzey bir kamu görevlisinin adı geçmekteydi. Soruşturmanın örtbasına yönelik olarak çaba sarf ettiği değerlendiriliyordu. Hatta faillerin beyanlarında bile, kendilerini yurt dışına çıkmaları konusunda telkin ettiğinin söylendiği yer almaktaydı” diye konuştu. ‘O KAMU GÖREVLİSİNİN ADINI VERDİ’ Kendilerine Gülistan Doku dosyasının örtbas edilmesine yönelik rol aldığına ilişkin beyanı olan birinin ulaştığını söyleyen Çimen, “Yine üst üste o kamu görevlisinin adını verdi. Burada bir örtbas meydana geldi. Örtbasta da kendisinin görev aldığını bize açıkça belirtti. Bunları savcılığa ileteceğiz. Dosyada gizlilik olduğu için bilgi ve belgeleri paylaşamayacağız. Ancak bu dosya kamuoyunun yakından takip ettiği bir dosyadır. Dolayısıyla bu konuda toplumu bilgilendirme görevi Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’ndadır. Başsavcılığın bir an önce faillere yönelik gerekli işlemleri yapmasını ve toplumu bilgilendirmesini talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Kayıp Gülistan’ın ablası: Artık bir avuç toprağını, mezar taşını diliyoruz Haber

Kayıp Gülistan’ın ablası: Artık bir avuç toprağını, mezar taşını diliyoruz

Tunceli’de 5 Ocak 2020'de kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku'nun (21) ablası Aygül Doku, “Gülistan’ın kaybedilişinin bugün tam 6’ncı yılı. Yeni yılın da üzerinden 5 gün geçti. 6 yıldır yeni yılda herkes huzur, sağlık, mutluluk diliyor. Çok üzülerek söylüyorum, biz artık Gülistan'ın bir avuç toprağını diliyoruz. Biz sadece Gülistan'ın, sabahları uyandıramaya kıyamadığımız kızımızın mezar taşını diliyoruz” dedi. Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2'nci sınıf öğrencisi Gülistan Doku, 5 Ocak 2020'de kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamadı. Ailesi, 6 Ocak'ta İl Emniyet Müdürlüğü'ne kayıp başvurusunda bulundu. Yol güzergahındaki Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) kameralarında yapılan incelemelerde; bir minibüse bindiği görülen Doku'nun nerede indiği tespit edilemedi. Araştırmalar sonunda Doku'nun cep telefonunun, en son Uzunçayır Baraj Gölü'ndeki Sarı Saltuk Viyadüğü'nde sinyal verdiği belirlendi. Dönemin Valisi Tuncay Sonel koordinesinde ve talimatıyla Uzunçayır Baraj Gölü'nde AFAD Başkanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Ankara, Denizli, Diyarbakır, İstanbul, İzmir, Konya, Malatya, Manisa ve Kahramanmaraş büyükşehir belediyelerinden ekipler, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve gönüllülerden oluşan 542 kişilik personel, 88 araç, 38 bot, 10 ROV cihazı, 6 dron, 4 sonar ve 3 arama köpeğiyle yapılan aramalara rağmen Gülistan Doku'ya ait ize rastlanmayınca çalışmalar sonlandırıldı. ERKEK ARKADAŞI GÖZALTINA ALINDI Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturmada, kaybolmadan önce son görüştüğü kişi olduğu belirtilen erkek arkadaşı Rusya doğumlu Zeinal A., olaydan yaklaşık 2 yıl sonra Antalya'nın Alanya ilçesinde gözaltına alındı. Zeinal A., 4 saat süren ifadenin ardından adli kontrolle serbest bırakıldı ve hakkında yurt dışı yasağı konuldu. Zeinal A.'nın babası E.Y. hakkında da Gülistan Doku ile ilgili gizli kalması gereken kişisel bilgileri sosyal medyadan ifşa ettiği gerekçesiyle dava açıldı. Mahkeme, E.Y.'yi kişisel verileri ele geçirip, yaydığı gerekçesiyle 2,5 yıl hapse çarptırdı. MİNİBÜSTEN NEREDE İNDİĞİ BELLİ DEĞİL Yol güzergahındaki KGYS kameralarında yapılan incelemelerde, Gülistan Doku’nun 5 Ocak'ta öğle saatlerinde valiliğin yanındaki bir kafenin bahçesinde eski erkek arkadaşı Zeinal A. ile görüştüğü, daha sonra da yolun karşısına geçip şehir içi minibüse bindiği görüldü. Dosyaya giren görüntülerde, Gülistan Doku'nun kafenin önüne nereden geldiği yer almadı. Ayrıca minibüse bindikten sonra nerede indiği de tespit edilemedi. Ayrıca, Doku’nun telefon sinyalinin en son tespit edildiği Sarı Saltuk Viyadüğü’nü yakından gören Munzur Üniversitesi’ne ait kameranın da bozuk olduğu belirtildiği için incelenemedi. Yine viyadüğü gören uzak bir kameranın 3,5 saatlik net olmayan görüntüsü de Ulusal Kriminal Büro'ya gönderildi ancak görüntüler netleştirilemedi. Gülistan Doku’nun kaybolmadan önceki gece eski erkek arkadaşı Zeinal A.’nın evine girerken KGYS kameralarınca görüntülendiği, ancak ertesi gün ise kameraların açısının değişmesi nedeniyle evin kapısının görülmediği tutanaklara yansıdı. DOSYA YENİDEN AÇILDI Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK), 2024 Haziran kararnamesiyle Tunceli’ye atanan Türkiye'nin 3 kadın başsavcısından biri olan Ebru Cansu, göreve başlar başlamaz Gülistan Doku dosyasını raftan indirip incelemeye başladı. Soruşturmayı baştan ele alan Cansu’nun talimatıyla özel ekip kuruldu. Doku’nun kaybolmadan önceki gün ve kaybolduğu güne ait kentteki tüm KGYS görüntüleri PTS kayıtları toplandı. Gülistan'a ait yeni görüntülerin de bulunduğu, 67'si ana arter olmak üzere toplamda 70 KGYS ile güvenlik kameralarına ait ek 700 saatlik görüntü de dosyaya girdi. Gülistan'ın kaybolmadan önce erkek arkadaşı Zeinal A. ile görüşmek için geldiği kafeye nereden geldiğinin de ortaya çıktığı görüntüler, Başsavcılık ve özel ekip tarafından incelemeye alındı. Dosyadaki gizlilik kararının ise devam ettiği öğrenildi. ‘BU ACIYA NE DAĞ NE TAŞ DAYANIR’ Savcılığın Doku’nun akıbeti için bazı bilirkişi raporlarını beklediği öğrenilirken, Diyarbakır’dan Tunceli’ye gelen annesi Bedriye, babası Halit ve ablası Aygül Doku, Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı ile görüşerek çalışmalar hakkında bilgi aldı. Abla Aygül Doku, kardeşi Gülistan’ın kayboluşunun 6’ncı yılına girdiklerini belirterek “Gülistan’ın kaybedilişinin bugün tam 6’ncı yılı. Yeni yılın da üzerinden 5 gün geçti. 6 yıldır yeni yılda herkes huzur, sağlık, mutluluk diliyor. Biz, çok üzülerek söylüyorum, biz Gülistan'ın bir avuç toprağını diliyoruz. Biz sadece Gülistan'ın, sabahları uyandıramaya kıyamadığımız kızımızın mezar taşını diliyoruz. 2026'nın bizim için, Gülistan için, ülkemiz için adalet yılı olmasını diliyoruz. 6 yıldır biz kar, kış, mevsimleri şaşırdık. Gülistan'dan bir umut diye bir adalet yolculuğuna çıktık. Çok zorlu bir yolculuk bu. Bu acıya ne dağ dayanıyor ne taş dayanıyor ne demir dayanıyor. Artık kızımız bulunsun da katilleri de geçtik. Kızımızın bir avuç toprağına hasret bırakıldık. 6 yıldır sanal medyada ve bu sokaklarda adalet aramak zorunda bırakıldık” dedi. Dosyanın çözülmesini isteyen Doku, “Gülistan, valilik önünde yani Tunceli'nin en güvenli denilen noktasında kaybedildi. Bugün dosyada gelinen aşamada başsavcımız Ebru Cansu çok yoğun bir çalışma yapmaktadır, çok yoğun bir emek vermektedir. Kendisine aile olarak sonsuz teşekkür ederiz” diyerek yetkililerden yardım istedi.

Tunceli'de ciddi deprem riski devam ediyor Haber

Tunceli'de ciddi deprem riski devam ediyor

Geçtiğimiz günlerde Tunceli’nin Pülümür ilçesinde meydana gelen 4,2’lik depremle ilgili Doç. Dr. Alper Polat, depremin Yedisu fayına oldukça yakın bir bölgede yaşandığına ve büyük risk oluştuğuna dikkat çekerek, "Bu fay kırıldığı takdirde yaklaşık 6 ilimizin ciddi şekilde etkileneceğini düşünüyoruz" dedi. Tunceli’nin Pülümür ilçesinde 9 Aralık’ta meydana gelen 4,2 büyüklüğündeki deprem, bölgedeki aktif fay hatlarının durumu ve muhtemel senaryoları yeniden gündeme taşıdı. Depremin ardından özellikle Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın doğu ucunda yer alan Yedisu segmentine dikkat çekilirken, uzmanlar bölgede uzun süredir büyük bir kırılma yaşanmamış olmasının oldukça büyük risk teşkil ettiğini belirtiyor. Munzur Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Mekanik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alper Polat, son depremin konum itibarıyla Yedisu fayıyla ilişkili bölgede meydana geldiğini belirterek, bu fayın tarihsel deprem periyodunu doldurduğunu ifade etti. Polat, Yedisu fayındaki enerji birikimi nedeniyle Tunceli, Elazığ, Bingöl, Muş, Erzincan, ve Erzurum’un ciddi olarak etkileneceği, güçlü bir depremin mümkün olduğunu, ayrıca Tunceli’nin yalnızca Yedisu değil Ovacık ve Nazımiye faylarının durumu nedeniyle de çoklu kırılma ihtimalinin olduğunu ve bu sebeple oldukça kritik bir konumda bulunduğunu vurguladı. "Yedisu fayının her iki ucunda ciddi bir enerji birikmesi meydana gelmiş durumda" Doç. Dr. Alper Polat, "Deprem, Kuzey Anadolu fay hattının doğu ucunda yani Yedisu fay hattının olduğu bölgede meydana geldi. Yedisu fayı bizi endişelendiren faylardan bir tanesidir. 6 Şubat depremlerinde Doğu Anadolu fayının çok büyük bir kısmı kırılmıştı. Öncesinde de Elazığ ve Bingöl depremiyle bu bölgedeki fayın belli bölümleri kırılmıştı ancak Yedisu fayı bölgesi yani yaklaşık 75 kilometre uzunluğundaki bölgede bir kırılma meydana gelmedi. Öte yandan Kuzey Anadolu fayında da Erzincan bölgesinde kırılma meydana gelmişti, tam birleşim noktasında. Yedisu fayının her iki ucunda ciddi bir enerji birikmesi meydana gelmiş durumda. Bu fay üzerinde en son büyük deprem 1784 yılında meydana gelmiş. Fayın deprem periyodunun da ortalama 200-250 yıl arasında olduğu biliniyor. Dolayısıyla 1784’ten günümüze 240 yıl geçmiş ve fayın ömrü bilimsel olarak tamamlanmış durumda. Her iki uçtan da ciddi enerji birikimleri de meydana geldiği için bu fayın büyük bir deprem oluşturma riski çok yüksek" diye konuştu. "Aynı anda 3 fayın kırılması durumunda en az 7,5 büyüklüğünde bir deprem bekleniyor" Yedisu fayının kırılmasıyla Ovacık ve Nazımiye faylarının da harekete geçme ihtimalinin yüksek olduğunu ve bölgede ciddi bir yıkıma sebep olabileceğini belirten Doç. Dr. Polat, "Burada yapılması gereken şey, o bölgede yaşayan insanların ve ilgili kamu kurumlarının ellerini daha çabuk tutup gerekli önlemleri alması. Bu fay kırıldığı takdirde yaklaşık 6 ilimizin ciddi şekilde etkileneceğini düşünüyoruz. Bunlar; Bingöl, Tunceli, Erzincan, Erzurum’un bir bölümü, Muş ve Elazığ. Tunceli için farklı senaryolar söz konusu çünkü sadece Yedisu fay hattının kırılmasıyla ilimiz elbette etkilenecektir ancak, Yedisu fayı gibi Ovacık ve Nazımiye fayları da periyodik ömrünü doldurmuş durumda. Bizim endişemiz, Yedisu fayıyla beraber diğer fayların da birlikte kırılması. Bu durum yaşanırsa ilimizde beklenenden daha yüksek büyüklükte bir deprem olma ihtimali oldukça yüksek. Aynı anda 3 fayın kırılması durumunda en az 7,5 büyüklüğünde bir deprem bekleniyor. Bu konuda çalışan hocalarımızın da ortak görüşü bu şekilde" şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.