Hava Durumu

#Soruşturma

Tunceli Postası - Soruşturma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Soruşturma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tolga Şardan | Büyüteç | Gülistan Doku soruşturması: 27 Aralık günü Tunceli Gençlik Merkezi’nde neler yaşandı? Haber

Tolga Şardan | Büyüteç | Gülistan Doku soruşturması: 27 Aralık günü Tunceli Gençlik Merkezi’nde neler yaşandı?

T24 Yazarı Tolga Şardan, Büyüteç adlı köşesinden Gülistan Doku olayı: Tunceli’de 5 Ocak 2020’de kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’yla ilgili soruşturma konusuna devam edeceğim. Büyüteç’te bir önceki yazıda, olayın ardından dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun talimatıyla Doku’nun kaybolmasının aydınlatılması amacıyla Ankara’daki Emniyet İstihbarat Başkanlığı’ndan Tunceli’ye gönderilen özel ekibin eksik bıraktığı, “daraltılmış alan” cep telefonu baz verilerinin incelenmesiyle ortaya çıkan tabloyu aktardım. Kaldığım yerden ilerleyeyim; Doku’nun kaybolmasıyla ilgili dosyayı raftan indiren Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı, henüz operasyona başlamadan önce olaya adı karışan ve aralarında halen izi bulunamayan Gülistan Doku, tutuklu Vali Tuncay Sonel’in tutuklu oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku’nun erkek arkadaşı olduğu ifade edilen tutuklu Zeinal Abakarov, tutuklu şüpheliler Şükrü Eroğlu, Engin Yüceer, halen ABD’de tutuklu olan şüpheli Umut Altaş’ın da aralarında yer aldığı 16 kişinin cep telefonlarına ait baz verilerini inceletti. Bilirkişinin 3 Nisan 2026’da verdiği daraltılmış alan baz raporunda ortaya çıkan sonuçları bir önceki Büyüteç’te aktardım. Bu raporda dikkat çeken verilerden birisi, “27 Aralık 2019 günü Umut Altaş, Gülistan Doku, Mustafa Türkay Sonel ve Oğulcan Açıkgöz’ün kullandığı telefonların, 27 Aralık 2019 günü belirtilen saatlerde Tunceli Gençlik Merkezi civarından aynı bölgeden baz verdikleri değerlendirilmektedir” cümlesi oldu. Başsavcılığın soruşturmasında Doku’nun kaybolmasından dokuz gün önce gençlik merkezinde gerçekleşen “baz birlikteliği” dikkat çekici konuma dönüştü. Savcılık, buradaki baz birlikteliğini çözmeye çalıştı. Raporun ardından savcılık gözaltı talimatlarını verince şüpheliler teker teker yakalandı. Mustafa Türkay Sonel’e sorgusunda gençlik merkezindeki buluşma soruldu. Tutuklu Sonel, sorulara “olayla ilgim yok” şeklinde kaçamak yanıtlar verdi. Dosyadaki gizli tanık ifadesinde geçen tecavüz ve cinayet iddiasını kabul etmedi. Fakat, başsavcılık söz konusu bilirkişi raporunu yeterli bulmadı. Bu kez, Tunceli Gençlik Merkezi’ndeki baz birlikteliğinin peşine düştü. Bir kez daha bilirkişi görevlendirmesi yaptı. Bilirkişi, bu defa 27 Aralık 2019 günü Tunceli Gençlik Merkezi’ndeki cep telefon sinyallerini özel olarak inceledi. İncelediği telefonlar, Gülistan Doku ile dosyanın şüphelileri Mustafa Türkay Sonel, Umut Altaş ve Uğurcan Açıkgöz’e aitti. Başsavcılık talimatıyla baz verileri üzerinden analiz yapan bilirkişi, 20 Mayıs 2026 günü Tunceli Gençlik Merkezi’ndeki buluşmayı netleştirdi. Bilirkişi, dört kişinin cep telefonlarının sinyallerinin alındığı 27 Aralık 2019 günü saat 13:39 ile 15:45 arasındaki zaman diliminde Tunceli Gençlik Merkezi’nin içinde bulunduklarını “kesin biçimde” tespit etti. Bilirkişi raporundaki değerlendirme şöyle: “27.12.2019 günü belirtilen saatler aralığında Umut Altaş, Gülistan Doku, Mustafa Türkay Sonel ve Uğurcan Açıkgöz’ün kullandığı telefonların Tunceli Gençlik Merkezi içinden baz verdikleri, çalışmalar sonucunda bazların gençlik merkezi içerinin çok katlı olması, eğrelti ve yükselti gibi nedenlerden dolayı yan cadde ve sokaklar ile farklılık gösterdiği, bu nedenlerden dolayı Umut Altaş, Gülistan Doku, Mustafa Türkay Sonel ve Uğurcan Açıkgöz’ün kullandığı telefonların bina içerisinde (giriş kat ve bahçe harici) herhangi bir alandan baz verdiği değerlendirilmektedir.” Elbette adli soruşturma aşaması henüz tamamlanmadı. Hem Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı hem de Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı, dosya üzerinde çalışmaya devam ediyor. Ancak Tunceli Gençlik Merkezi’ne yönelik özel olarak yapılan daraltılmış baz çalışmasının sonucu, soruşturmanın önemli aşaması. Burada yaşandığı ifade edilen süreçle ilgili gizli tanık ifadesi dosyada. Fakat önemli olan gençlik merkezinde geçen 126 dakikaya yönelik delilleri ortaya koyabilmek. Tunceli Gençlik Merkezi’nde yaşananlarla ilgili elde edilecek deliller soruşturmanın aydınlatılmasında aşama kaydedilmesini sağlayacak.

Düzgün Baba Ziyaretgahı tahrip edildi, 1'i muhtar 4 şüpheli hakkında soruşturma Haber

Düzgün Baba Ziyaretgahı tahrip edildi, 1'i muhtar 4 şüpheli hakkında soruşturma

TUNCELİ'de önemli inanç merkezlerden biri kabul edilen Nazımiye ilçesindeki Düzgün Baba Ziyaretgahı'nda 'ayak izleri' olarak bilinen kutsal nişaneler kazılarak tahrip edildi. Şikayet sonrası soruşturma başlatıldı. Biri muhtar 4 kişi şüpheli olarak tespit edilirken, Tunceli Valiliği, "Düzgün Baba Ziyaretgahı'nda meydana gelen olayla ilgili adli ve idari tahkikat titizlikle sürdürülmektedir" açıklaması yaptı. Nazımiye ilçesinde her yıl binlerce kişinin ziyaret ettiği önemli inanç merkezlerinden Düzgün Baba Ziyaretgahı’nda, halk arasında 'ayak izleri' olarak bilinen nişaneler, kazılarak tahrip edildi. Duruma Alevi kurumları, siyasi partiler ve vatandaşlar tepki gösterirken; Tunceli Valiliği, konuya ilişkin açıklama yaptı. Valilik açıklamasında, Düzgün Baba İnanç ve Kültür Derneği yönetim kurulu üyelerinin şikayeti sonrası Nazımiye Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla KOM ve istihbarat birimlerince adli tahkikat başlatıldığı belirtildi. VALİLİK: KUTSAL BİR EMANET NİTELİĞİNDE Açıklamada, olaya karıştıkları değerlendirilen 3 kişi ile bir köy muhtarının tespit edildiği belirtilerek, "Tunceli’nin kadim inanç ve kültür hafızasında çok özel bir yere sahip olan Düzgün Baba Ziyaretgahı’nda, halk arasında ‘Ayak İzleri’ olarak bilinen kutsal nişanelere yönelik gerçekleştirilen tahribat ile ilgili kamuoyunu bilgilendirme zarureti doğmuştur. Düzgün Baba Ziyaretgahı; yalnızca bir ziyaret alanı olmayıp, yüzyıllardır dara düşenin sığındığı, niyaz edenin umut bulduğu; rızalığın, maneviyatın, hakikat arayışının ve toplumsal vicdanın simgesi olan kutsal bir emanet niteliğindedir. Bu nedenle söz konusu alanda yaşanan her türlü olumsuzluk, yalnızca fiziksel bir zarar değil; inanç değerlerine, kültürel hafızaya ve toplumsal ortak vicdana yönelik ciddi bir hassasiyet konusu olarak değerlendirilmektedir. İlimiz Nazımiye ilçesinde meydana gelen olayda, Düzgün Baba İnanç ve Kültür Derneği yönetim kurulu üyeleri tarafından yapılan şikayette; ziyaretgah alanında bulunan ve halk arasında ‘Düzgün Babanın atının ayak izi’ ve ‘Düzgün Babanın evi’ olarak adlandırılan bölgelerde kazı yapıldığı ve tahribat oluşturulduğu beyan edilmiştir" denildi. KÖY MUHTARI HAKKINDA İDARİ İŞLEM Valilik açıklamasının devamında, "Yapılan şikayet üzerine Nöbetçi Nazımıye Cumhuriyet Savcılığı talimatıyla, KOM ve istihbarat birimleriyle birlikte adli tahkikata başlanılmıştır. Olay kapsamında olaya karıştığı değerlendirilen ilimiz nüfusuna kayıtlı 3 şahıs ile 1 köy muhtarının olduğu tespit edilmiştir. Köy muhtarı ve beraberindeki 3 şahsın Düzgün Baba Dağı’na birlikte çıktıkları ve birlikte döndükleri müşteki ve tanık ifadelerinden anlaşılmıştır. Soruşturma kapsamında toplam 12 şahsın tanık sıfatıyla ifadeleri alınmıştır. Yapılan ön inceleme neticesinde bir şahsın cep telefonu galerisinde; çok sayıda kazı çalışmasına ilişkin görüntü ile olay gününe ait Düzgün Baba Dağı arazisinde çekildiği değerlendirilen çeşitli görüntülerin bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca köy muhtarı hakkında yapılan idari işlem üzerine görevden uzaklaştırılma işlemi başlatılmıştır. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran ve özellikle vatandaşlarımız tarafından kutsal kabul edilen Düzgün Baba Ziyaretgahı'nda meydana gelen olayla ilgili adli ve idari tahkikat titizlikle sürdürülmektedir" ifadelerine yer verildi.

Koruma polisi Şükrü Eroğlu’nun ifadesi ortaya çıktı Haber

Koruma polisi Şükrü Eroğlu’nun ifadesi ortaya çıktı

Tunceli’de kayıp üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında tutuklanan koruma polisi Şükrü Eroğlu’nun ifadesi ortaya çıktı. Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada cinayet şüphesiyle 7 ilde operasyonlar düzenlenmiş ve 13 şüpheli gözaltına alınmıştı. Soruşturma kapsamında 10 şüpheli tutuklanırken, 3 kişi hakkında ise adli kontrol kararı verilmişti. Tutuklanan dönemin Valisi Tuncay Sonel’in koruma polisi Şükrü Eroğlu’nun ifadesi ortaya çıktı. Eroğlu, Gülistan Doku’nun yedek SIM kartını ihraç polis memuru Gökhan Ertok’a kimin talimatı ile gönderdiği sorusu üzerine ifadesinde, "Ben bu konuyu ayrıntılı ve uzun uzun anlatmak istiyorum. Doku ailesi arama çalışmaları sürerken yukarıda da belirttiğim üzere vali beyi arama çalışmalarını takip amaçlı ziyarete geldiler. Bu ziyaretlerin birinde aile makama geldi ve makamdan çıktıktan sonra vali bey bizzat kendisi yarım A4 zarfını bana Ankara’ya gönderilmek maksadıyla verdi. Zarfta bir şey yazmıyordu. Sonrasında bana ‘Bunu Gürkan’a gönder’ dedi. Ben de bu Gürkan isimli şahsı 2017 yılından beri valiliğin ve kişisel sosyal medya hesaplarımız ile ilgili retweet gibi işlemleri yapan ve telefonumda ‘Sosyal medya Gürkan’ diye kayıtlı şahsa göndermek üzere teslim aldım. Ben de yakın koruma olmam nedeniyle diğer koruma veya şoför arkadaşlarımdan birine vererek, kime verdiğimi hatırlamıyorum, bir arkadaşa verdim. Ben de ismini şu an sizden öğrendiğim ve kendi hesabımdan valinin talimatıyla öncesinde de harçlık gönderdiğim kişinin dekontlarda isminin Gökhan Ertok olarak geçtiğini öğrendim. Fakat halen rehberimde ‘Sosyal medya Gürkan’ diye kayıtlıdır. Gökhan Ertok’un polis olup olmadığını bilmiyorum, şahsı hiç görmedim. Ben zarfın içerisinde SIM kart olduğunu ve ne olduğunu bilmiyordum. Sonrasında vali bey bana aynı gün ‘zarf içerisinde kayıp kız Gülistan Doku’nun SIM kartı olduğunu, son sinyalinin neresi olduğunu, içerisinde ne olduğuna bakması maksadıyla gönderdiğini‘ söyledi. Gülistan’ın SIM kart şifresi, Instagram kullanıcı adı veya şifresi veya diğer şifrelerine dair hiçbir bilgim yoktur. Konusu da geçmemiştir. Bu SIM kartı ben diğer koruma arkadaşa verdikten sonra hatırladığım kadarıyla otobüsle Gökhan’a gönderimini sağlamıştım. Gönderdiğim zarfla ilgili vali bey ‘Ne oldu, SIM karta bakabildi mi, sinyal falan var mı’ tarzında şeyler sorunca ben de Gökhan’ı arayıp hatırladığım kadarıyla ’Bakabildin mi, en son sinyal nerede alınmış?’ tarzında sordum. O da bana ‘Bakıyorum, zaten rapor haline getirip göndereceğim’ dedi. Tarihini hatırlamıyorum ama Gökhan beni aradı ve ‘Zarfı gönderdim, teslim alırsınız’ şeklinde konuştu. Hatırladığım kadarıyla otobüsle gönderdi. Ben de otobüsten yine ya şoför ya da koruma arkadaşlara aldırıp, vali beye ’Gökhan’ın gönderdiği dosya efendim’ diyerek teslim ettim. Tüm bunlar valinin talimatı ile oluyordu. Zarfın büyüklüğü A4 ölçüsünde idi" dedi. Eroğlu ifadesinde şunları söyledi: "Burada şu kısımdan da bahsetmek istiyorum. Ya bu SIM kartı gönderdikten sonra ya da göndermeden önce vali beyin talimatıyla Gökhan Ertok ile görüştüm. O da bana iki ayrı konum attı. Bunun üzerine vali beye bilgi verdim. Onun ‘Gidin bir bakın şu konumlara’ demesi üzerine tekrar Gökhan Ertok’u arayarak bilgi istedim. Bana ‘Telefonun en son sinyali bu iki konumdan gelmiş, bir oralara bakın’ dedi. Bunun üzerine hangi araçla gittim hatırlamıyorum ama ya gri Santa Fe ya da koruma aracı ile iki ayrı günde, birinde akşam, birinde gündüz olmak üzere yanımda iki seferde de Akın Gül ve Emre Başel vardı. Ama diğer arkadaşları hatırlamıyorum. Bu konumlardan biri tam nokta olarak hatırlamıyorum ama Atatürk Mahallesi’nde bulunan Öğretmenevi’nin Elazığ istikametinde yolun alt tarafında suya yakın bir bölge idi. Binaların arasında bir yerdi. Bu noktaya gittiğimizde akşamdı. Araçtan inip etrafa bakındık ve döndük. Diğer bildirilen nokta ise Tunceli-Kovancılar yolu üzeri Uzunçayır Barajı üzerindeki Köprü Karakolu’nun karşısında bulunan Kovancılar istikametine doğru köprüye girmeden sol taraftaki toprak yola girdik, yaklaşık 200-300 metre falan ilerledik, ormanlık değil, açık alandı. 5 dakika oralara bakındık. Sonra vali beyi arayıp, ’Bir şey yok sayın valim’ dedikten sonra o da ‘Tamam’ dedi ve biz de dönüşe geçtik. Benim bahsettiğim bu hususlara ilişkin görüşme, gönderilen konumlar ve WhatsApp yazışma kaydım halen telefonumda duruyor. Gökhan Ertok ile iletişimim; 2017’den itibaren sosyal medya üzerinden vali beye hakaret ve küfür olaylarında şahısların tespit edilerek, vali beyin dava açması amacıyla yardım aldığımız kişidir. Gökhan Twitter’dan konum çıkartabileceğini söylüyor ve birkaç olayla ilgili de bize tweet atıldığı konumları tespit ederek göndermişti. Ben bu Gökhan Ertok ile vali beyin bana numarasını vermesiyle tanıştım. Ne iş yaptığını bilmiyorum. Ama sosyal medya üzerine hacker tarzı bir kişi olduğunu biliyordum. Polis olduğunu ve atıldığını sizden öğrendim." "Vali beyin talimatı ile gönderdim" Gökhan Ertok’a SIM kartı kimin talimatıyla gönderdiği sorusu üzerine Eroğlu, "Yukarıda da bu sorunun cevabı bulunmakta olup, vali beyin talimatı ile gönderdim" cevabını verdi. "Hiçbir şekilde ceset gömmek ve bunun için keşif yapmak suçlamasını da asla kabul etmiyorum" Telefonunun daraltılmış baz raporuna göre 13 Ocak 2020 günü saat 11.34-13.46 arası Doku’nun cesedinin bulunduğu iddia edilen Pertek Koçpınar köyünü de içine alan bölgede sinyal verdiğinin tespit edildiği belirtilerek, Şükrü Eroğlu’na bu bölgeye neden gittiği soruldu. Eroğlu, "Ben bu köye kesinlikle hiç gitmedim ama bilmediğim halde program gereği o bölgeye gittiysem ya da geçtiysem ekipçe ve vali beyle birlikte gitmişimdir. Ayriyetten hiçbir şekilde ceset gömmek ve bunun için keşif yapmak suçlamasını da asla kabul etmiyorum" dedi.

Gülistan Doku soruşturmasında Mustafa Türkay Sonel’in ifadeleri ortaya çıktı Haber

Gülistan Doku soruşturmasında Mustafa Türkay Sonel’in ifadeleri ortaya çıktı

Tunceli’de kayıp üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında tutuklanan Mustafa Türkay Sonel’in ifadeleri ortaya çıktı. Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişim Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında cinayet şüphesiyle 7 ilde operasyonlar düzenlenmiş ve 13 şüpheli gözaltına alınmıştı. Soruşturma kapsamında 10 şüpheli tutuklanırken, 3 kişi hakkında ise adli kontrol kararı verildi. Son tutuklanan isim ise dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel olmuştu. Sonel’in jandarmadaki ifadeleri ortaya çıktı. Umut Altaş’ı lise arkadaşı olmasından dolayı tanıdığını aktaran Mustafa Türkay Sonel, "Umut Altaş’ın aile düzeni bozuktur. Bunu da şahit olduğum beraber olduğumuz bir ortamda anne babasının sürekli kavga ettiğini ve durumlardan çok rahatsız olduğunu hatta 2 dayanılmaz bir hale gelerek bileğini cama vurarak kestiğinden dolayı biliyorum. Umut Altaş’ın abisi Sidar Altaş’ın ismini bilmediğim sevgilisi benim hakkımda Umut’a yönelik olarak sürekli ‘valinin oğlu ile arkadaşlık mı yapılır’ dediğini başkalarından duymuştum. Ancak Sidar Altaş kız arkadaşının dediği konulara hiçbir zaman katılmamış, bana boş ver onun söylediklerine takılma demiştir. Umut Altaş’ın babası Celal Altaş da arkadaşımın babası olmasından dolayı tanırım. Umut Altaş ile Tunceli’den ayrıldıktan sonra çok görüşmedim ancak üniversiteye başladığım zaman bana hayırlı olsuna Uğurcan Açıkgöz, Umut Altaş, Ercem Çelebi ziyarete İstanbul’a bir kaz defa gelmişlerdi. Umut Altaş ile son fiziki görüşmem o tarihtir" "Bu tecavüz olayı varsa yapan kişi aşağılık birisidir" Gülistan Doku’yu tanıyor musun sorusuna Sonel, "Ben Gülistan Doku’yu şahsen tanımam. Her hangi bir yerde herhangi bir sürekle görüşmedim. Hiçbir şekilde iletişim olmadı. Sadece kaybından sonda herkes gibi bende basından duyduğum kadarıyla tanıdım. Ben Gülistan Doku’nun kayıp olması haberlerine kadar ismini bile duymadım. Benim bildiğim kadarıyla arkadaş grubumdan hiç birisi Gülistan Doku tanımazdı. Umut Altaş ve Uğurcan Açıkgöz’ün 2019-2020 yıllarında kullandıkları hatlardan başka hatları veya patates hat diye tabir edilen hatlar konusunda ne desem yalan olur, bilmiyorum çünkü. Mesela benim numaram çocukluğumdan beri aynıdır, hiç değişmedi, yıllardır da benden başkası bu hattı kullanmaz" diye konuştu. Alınan tanık beyanlarında bir kadını hamile bıraktığının sorulması üzerine Sonel, "Böyle bir durum söz konusu bile olamaz, öyle bir durum varsa ispatlasınlar" dedi. "Benim ateşli silahım yoktur" Umut Altaş’ın "Türkay yanımda bir gün silahını çıkartarak ben bu silahla birisini vurdum" ifadelerine yanıt veren Sonel, "Umut ile aramızda böyle bir konuşma geçmedi. Benim ateşli silahım yoktur. Bana AİRSOFT sporunu lise arkadaşım olan o dönem MİT müdürünün oğlu Oğulcan öğretmişti. Bu spor hobilerim arasında olduğu için bu sporda kullanılan boncuk atan (fosforlu, kırmızı, yeşil, beyaz renk) Hatta bu spora ait evin bahçesinde oynadığımıza dair birçok fotoğraf ve video telefonumda mevcuttur hatta bu sporda kullanılan silahların hepsinin faturası mevuttur. Bu sporda kullanılan silahları İzmir Av Market Airsoft isimli sarı renkli internet sitesinden sipariş verirdik. Hatta bu sporda kullanılan silahların boncuklarını da bu siteden sipariş verirdik. Bu silahlarda kullanılan boncuklara B.B denir ve pahalı olduğu için bir sonraki için kullandığımız zamanlarda tekrar yerden toplardık" cümlelerini kullandı. "Gençlik merkezine gidip gitmediğimi tam olarak hatırlamıyorum" Gençlik merkezine gidip gitmediği sorulan Sonel, "Ben gençlik merkezine gidip gitmediğimi tam olarak hatırlamıyorum ancak büyük ihtimalle gitmemişimdir. Ben o dönem arkadaşlarımla okuduğum Özel Uğur Temel Lisesinin karşısında bulunan kütüphaneye ders çalışmaya giderdik. Bu kütüphaneye genelde soy ismini hatırlamadığım Ünsal, Uğurcan, Şafak ve hatırlayamadığım birkaç dershane ve okul arkadaşlarımla giderdim" Ardında ekipler, daraltılmış baz raporunda gençlik merkezi binasında bulunduğunun tespit edildiği ve kimlerle ne amaçla gittiğini sorması üzerine Sonel, aradan çok zaman geçtiği için bu konuyla ilgili bir fikrinin olmadığını söyledi. "Tecavüz olayı ile benim hiçbir bilgim ve alakam yoktur" Uğurcan Açıkgöz ile 04 Ocak 2020 günü 54 saniyelik görüşme ve gizli tanık beyanındaki tecavüz olayı soruldu. Sonel ifadesinde, "Bana bahsettiğiniz telefon konuşmalarının içeriklerini uzun zaman geçtiği için hatırlamıyorum. Gizli tanığın beyanındaki tecavüz olayı ile benim hiçbir bilgim ve alakam yoktur. Bu konu çok korkunç ve iğrenç bir durumdur. Benim de bir kız kardeşim var. Yanlış hatırlamıyorsam bahsettiğiniz Hanımeli cafenin sahibinin oğlu Sidar Elma bizim arkadaş grubunda okul arkadaşımdır. Hatta kendisine apple diyerek takılırdık. Bu arada ben bu hanımeli isimli kafeye bir yada iki kere gitmişimdir. O da arkadaşlarım Umut Altaş ve Ekincan’ın bu kafenin tatlılarını sevmeleridir. Ben zaten tatlı seven bir insan değilim geçerken onlar için oraya uğrar paket olarak tatlıları alırdık. Hatta bana da tatlı yememi ısrar ederlerdi ancak ben tatlı yemezdim. Ben en çok Balkon isimli kafeye giderdim" diye konuştu. "Gülistanın gözü yaşlı annenin bir damla gözyaşına ben kurban olurum" Umut Altaş ile yapılan telefon görüşmelerinin yönetilmesi sonrası Sonel, "Ben bu konuşmaların içeriklerini aradan uzun zaman geçtiği hatırlamam mümkün değildir. Belki bir oyun ile ilgili, belki sınav dönemi ile ilgili, belki üniversite seçimi ile ilgili olarak konuşmuş olabilirim. Birisinin doğum günü için konuşmuş olabilirim. Bahse konu tecavüz olayı ile ilgili hiçbir bilgim ve ilgim yoktur. Bunu duydukça midem bulanıyor ve tiksiniyorum. Bu tecavüz olayı varsa yapan kişi aşağılık birisidir. Tekrar ediyorum benimde bir kız kardeşim var. Böyle bir itham ile adımın yan yana gelmesi çok zoruma gidiyor. Bende bir üniversite öğrencisiyim benimde çevrem, komşularım, kız ve erkek arkadaşlarım var. Umarım bu gerçekleri en kısa zamanda ortaya çıkar, Gülistanın gözü yaşlı annenin bir damla gözyaşına ben kurban olurum. Ben doku ailesine kızmıyorum çünkü onların acıları var ve empati yapıyorum"

Gülistan Doku soruşturmasında yeni bir görüntü ortaya çıktı: "Hamile kaldı, aldırmak istemedi, tartıştık, ben de kafasına sıktım" Haber

Gülistan Doku soruşturmasında yeni bir görüntü ortaya çıktı: "Hamile kaldı, aldırmak istemedi, tartıştık, ben de kafasına sıktım"

Tunceli’de Gülistan Doku soruşturması sürerken hakkında yakalama kararı verilen, ABD’de bulunan ve kırmızı bülten talebinde bulunulan şüpheli Umut Altaş’ın ağabeyi Sidar Altaş’ın görüntüleri ortaya çıktı. Görüntüde Altaş’ın, "Türkay dedi ki; ’ben bir kızı vurdum. Hamile kaldı, aldırmak istemedi. Tartıştık, ben de kafasına sıktım.’ Türkay kızın kafasına sıkmış" ifadelerini kullandığı görüldü. Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişim Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında cinayet şüphesiyle 7 ilde operasyonlar düzenlenmiş ve 13 şüpheli gözaltına alınmıştı. İl Jandarma Komutanlığı’nda ifade işlemleri tamamlanan ve adliyeye sevk edilen şüphelilerden 9’u tutuklanırken Mustafa Türkay Sonel’in işlemleri ise devam ediyor. Yeni görüntü ortaya çıktı Soruşturma sürerken hakkında yakalama kararı verilen, ABD’de bulunan ve kırmızı bülten talebinde bulunulan şüpheli Umut Altaş’ın ağabeyi Sidar Altaş’ın görüntüleri ortaya çıktı. Sidar Altaş’ın soruşturma dosyasına giren görüntüde, "Türkay dedi ki; ’ben bir kızı vurdum. Hamile kaldı, aldırmak istemedi. Tartıştık, ben de kafasına sıktım.’ Türkay kızın kafasına sıkmış" dediği görüldü. Koruma polisi Şükrü E.’nin de tutuklanmasıyla tutuklu sayısı 9’a yükseldi. Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişim Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında cinayet şüphesiyle 7 ilde operasyonlar düzenlenmiş ve 13 şüpheli gözaltına alınmıştı. İl Jandarma Komutanlığı’nda ifade işlemleri tamamlanan şüphelilerden 2’si geçtiğimiz gün tutuklanarak cezaevine sevk edilmişti. Adliyeye sevk edilen ve buradaki işlemleri süren şüphelilerden C.Y., F.G. N.A. ve C.A. Z.A., E.Y.’nin ardından dönemin koruma polisi Şükrü E.’nin de tutuklanmasıyla tutuklu sayısı 9 oldu. Mustafa Türkay Sonel’in adliyedeki işlemleri sürüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.