Kimse doğduğu kimliği seçemez; bu nedenle hiç kimse seçemediği bir kimlik üzerinden sorumlu tutulamaz. Bu durum ne adaletle ne de vicdanla bağdaşır. Ancak ne yazık ki bazı insanlar, başkalarının kimliğini yargılamayı seçer; çünkü kendi kimlik güvensizliklerini, başkalarının kimliği üzerinden yargilayarak doldurmaya çalışır.
Son zamanlarda bu tarz insanların sayısının arttığı açıkça görülmektedir. Bunun temel nedenlerinden biri, özellikle sosyal medyada ve yakın çevrede duyulan yalan yanlış bilgiler ile altı boş yorumların sorgulanmadan benimsenmesidir. Bu bakış açısı eleştirel düşüncenin yerini hızla kör bir inanca bırakmakta; bunun sonucunda ise müthiş bir nefret ve önyargılar doğmaktadır.
Nefret ve önyargının yol açtığı sonuçlar, günlük yaşantımızda da açıkça hissedilmektedir. Farklı bir dilde müzik dinlenmesine bile gösterilen tepkiler, bunun en basit ve en açık örneklerinden yalnızca birkaçıdır.
Belki de artık şunu öğrenmemiz gerekir: İnsanı ölçen; dili, kimliği ya da memleketi değil, insanlığıdır. Hiç kimse doğuştan gelen kimliği nedeniyle daha az değerli değildir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Edanur Onat
Kimlik Değil, İnsanlık Ölçüdür
Kimse doğduğu kimliği seçemez; bu nedenle hiç kimse seçemediği bir kimlik üzerinden sorumlu tutulamaz. Bu durum ne adaletle ne de vicdanla bağdaşır. Ancak ne yazık ki bazı insanlar, başkalarının kimliğini yargılamayı seçer; çünkü kendi kimlik güvensizliklerini, başkalarının kimliği üzerinden yargilayarak doldurmaya çalışır.
Son zamanlarda bu tarz insanların sayısının arttığı açıkça görülmektedir. Bunun temel nedenlerinden biri, özellikle sosyal medyada ve yakın çevrede duyulan yalan yanlış bilgiler ile altı boş yorumların sorgulanmadan benimsenmesidir. Bu bakış açısı eleştirel düşüncenin yerini hızla kör bir inanca bırakmakta; bunun sonucunda ise müthiş bir nefret ve önyargılar doğmaktadır.
Nefret ve önyargının yol açtığı sonuçlar, günlük yaşantımızda da açıkça hissedilmektedir. Farklı bir dilde müzik dinlenmesine bile gösterilen tepkiler, bunun en basit ve en açık örneklerinden yalnızca birkaçıdır.
Belki de artık şunu öğrenmemiz gerekir: İnsanı ölçen; dili, kimliği ya da memleketi değil, insanlığıdır. Hiç kimse doğuştan gelen kimliği nedeniyle daha az değerli değildir.