Hayat bazen insanın içine sığdıramayacağı kadar acı anlar sunar. Bazen ne psikoloji o durumu kaldırır ne de bir beden…
Bir gün, aynı güne sıkışmış iki ölüm… Biri masum sesini duyurmaya çalışan bir anne ve kız; diğeri ise ders anlatmak için çalıştığı okula gelen bir öğretmen. Sadece bir öğretmen değil; aynı zamanda bir anne, bir kadın, bir eş… Bazen de bir evin yükünü omuzlamış güçlü bir insan.
Kadın olmak; sessiz çığlıkları taşımak, kırılmak ama yeniden doğmak demektir. Her acıda güç, her gülüşte umut saklıdır. Dünyayı saran bir sevgi, dayanıklılığıyla eşsiz bir mucizedir kadın. Her şeyden önce kadın demek, umut demektir…
Bazen kelimeler bazı şeyleri anlatmaya yetmez. Tam da o noktadayım; nasıl anlatacağımı bilemiyorum. Bir yanda anne ile kızın ölümü, diğer yanda suçsuzca katledilen bir öğretmen…
Fatmanur Çelik… Adı, öğretmen olarak güveni, rehberliği ve umudu temsil eden biri olabilir. Ama hayat bazen acımasızdır; başka bir Fatmanur da aynı gün hayata veda eder ve geride tarifsiz bir acı, doldurulamayacak bir boşluk bırakır.
Bu iki hayat farklı yollarla ama aynı kaderde birleşir. Biri toplumun sevgisini taşıyan, yol gösterici, kutsal bir görevle sorumlu bir rehber; diğeri ise hayatı boyunca istismara, darpa, sevgisizliğe ve korumasızlığa maruz kalmış bir masum… Üstelik bir anne…
Bir tarafta öğrencilerine ışık olmaya çalışan bir öğretmen… Bilgiyi, sevgiyi ve umudu büyütmeye çalışan bir insan. Diğer tarafta ise korunması gerekirken zarar gören bir çocuk. Oysa bir toplumun en büyük sorumluluğu, en savunmasız olanı koruyabilmesidir.
İki farklı hayat… Ama aynı toplumun içinde yaşanan iki acı hikâye.
Birinin hayalleri yarım kaldı, diğerinin çocukluğu yaralandı. Oysa bir toplumun en büyük görevi; kadınları ve çocukları güven içinde yaşatabilmektir.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü, bu yıl acı bir hatıra olacak. Bugün belki çiçekler verilecek, güzel sözler söylenecek. Ama en anlamlı hediye; kadınların korkmadan yaşayabildiği, çocukların güvenle büyüdüğü bir dünya kurabilmektir.
8 Mart bize sadece kutlama yapmayı değil, aynı zamanda düşünmeyi de hatırlatır. Bir öğretmenin emeğini, bir kadının mücadelesini, bir çocuğun korunma hakkını hatırlatır. Çünkü bir toplumun vicdanı, en savunmasız olanı nasıl koruduğu ile ölçülür.
Fatmanurları unutmayalım. Çünkü bazı isimler sadece bir insanı değil, bir toplumun vicdanını temsil eder.
Ve belki de Dünya Kadınlar Günü’nün en gerçek anlamı, onların hikâyelerini unutmamak ve bir daha böyle acıların yaşanmaması için ses olmaktır.
Hiçbir kadın ölümü hak etmiyor. Kadınlar var oldukça dünya güzel…
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Sennur Kaya
AYNI GÜN KAYBOLAN HAYATLAR
Hayat bazen insanın içine sığdıramayacağı kadar acı anlar sunar. Bazen ne psikoloji o durumu kaldırır ne de bir beden…
Bir gün, aynı güne sıkışmış iki ölüm… Biri masum sesini duyurmaya çalışan bir anne ve kız; diğeri ise ders anlatmak için çalıştığı okula gelen bir öğretmen. Sadece bir öğretmen değil; aynı zamanda bir anne, bir kadın, bir eş… Bazen de bir evin yükünü omuzlamış güçlü bir insan.
Kadın olmak; sessiz çığlıkları taşımak, kırılmak ama yeniden doğmak demektir. Her acıda güç, her gülüşte umut saklıdır. Dünyayı saran bir sevgi, dayanıklılığıyla eşsiz bir mucizedir kadın. Her şeyden önce kadın demek, umut demektir…
Bazen kelimeler bazı şeyleri anlatmaya yetmez. Tam da o noktadayım; nasıl anlatacağımı bilemiyorum. Bir yanda anne ile kızın ölümü, diğer yanda suçsuzca katledilen bir öğretmen…
Fatmanur Çelik… Adı, öğretmen olarak güveni, rehberliği ve umudu temsil eden biri olabilir. Ama hayat bazen acımasızdır; başka bir Fatmanur da aynı gün hayata veda eder ve geride tarifsiz bir acı, doldurulamayacak bir boşluk bırakır.
Bu iki hayat farklı yollarla ama aynı kaderde birleşir. Biri toplumun sevgisini taşıyan, yol gösterici, kutsal bir görevle sorumlu bir rehber; diğeri ise hayatı boyunca istismara, darpa, sevgisizliğe ve korumasızlığa maruz kalmış bir masum… Üstelik bir anne…
Bir tarafta öğrencilerine ışık olmaya çalışan bir öğretmen… Bilgiyi, sevgiyi ve umudu büyütmeye çalışan bir insan. Diğer tarafta ise korunması gerekirken zarar gören bir çocuk. Oysa bir toplumun en büyük sorumluluğu, en savunmasız olanı koruyabilmesidir.
İki farklı hayat… Ama aynı toplumun içinde yaşanan iki acı hikâye.
Birinin hayalleri yarım kaldı, diğerinin çocukluğu yaralandı. Oysa bir toplumun en büyük görevi; kadınları ve çocukları güven içinde yaşatabilmektir.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü, bu yıl acı bir hatıra olacak. Bugün belki çiçekler verilecek, güzel sözler söylenecek. Ama en anlamlı hediye; kadınların korkmadan yaşayabildiği, çocukların güvenle büyüdüğü bir dünya kurabilmektir.
8 Mart bize sadece kutlama yapmayı değil, aynı zamanda düşünmeyi de hatırlatır. Bir öğretmenin emeğini, bir kadının mücadelesini, bir çocuğun korunma hakkını hatırlatır. Çünkü bir toplumun vicdanı, en savunmasız olanı nasıl koruduğu ile ölçülür.
Fatmanurları unutmayalım. Çünkü bazı isimler sadece bir insanı değil, bir toplumun vicdanını temsil eder.
Ve belki de Dünya Kadınlar Günü’nün en gerçek anlamı, onların hikâyelerini unutmamak ve bir daha böyle acıların yaşanmaması için ses olmaktır.
Hiçbir kadın ölümü hak etmiyor. Kadınlar var oldukça dünya güzel…
#8Mart #DünyaKadınlarGünü #KadınlarGünü #KadınaŞiddeteHayır #KadınCinayetleri #KadınYaşamdır #KadınlarÖlmesin #ÇocuklarKorunsun #ToplumsalVicdan #Adalet #Unutmayacağız #Fatmanur #KadınHakları #ŞiddeteHayır #BirlikteGüçlüyüz #KadınlarVarOldukçaDünyaGüzel #ToplumsalFarkındalık #İnsanlık #Vicdan #UnutmaUnutturma