Hava Durumu

Kendi Katiline Hizmet Etmek: Yaralarımızdan Bahçe Kurmak

Yazının Giriş Tarihi: 25.03.2026 15:22
Yazının Güncellenme Tarihi: 25.03.2026 15:25

“Her gün kendi katiline hizmet etmek...”
Bu cümleyi bir an durup düşünün. Muhtemelen hayatta en çok savaştığınız, en derin yaranız bu cümlenin içinde saklı. Şimdi derin bir nefes alın ve yüzleşmeye başlayalım.
Yaşadığımız trajik olaylar, bazen bizleri kendi "katillerimize" hizmet etmek zorunda bırakır. Bu duyguyla nasıl savaşmamız gerektiğini öğrenme süreci bile, ironik bir şekilde bizi kendi celladımıza dönüştürebilir. Her gün kendi katiline hizmet etmek; kendinden her gün bir parça eksiltmek, ruhundan ödün vermektir. Sustuğunuz her an, sizi biraz daha derin bir sessizliğe gömer ya da tam aksine; artık susmamanız gerektiğini haykıran o içsel uyanışı tetikler.
Hayatta verdiğiniz en büyük mücadele neyse, yaranız tam olarak oradadır. Örneğin; travmaya maruz kalmış bir can, hayatının geri kalanında sadece hayatta kalabilmek için değil, susturulmaya çalışılan o yarayı iyileştirmek için de mücadele eder. Bu yarayı asla görmezden gelmez, affetmez. Ancak başkalarına ses olabildikçe, benzer acıları taşıyanlara nefes verebildikçe kendi yarası da tazelenir, nefesi ferahlar. İnsan, nefes alamadığı yaraların içinden bir başkasına nefes olabildiğinde iyileşmeye başlar.

Peki, sizin en büyük yaranız ne?
Neyle mücadele ediyorsunuz? Verdiğiniz bu savaşın içinde, aynı yarayı taşıyan başkaları için ne kadar "başkalaşabiliyorsunuz"? Ne kadar iyileştirici olabiliyorsunuz?
Her yaranın yükü, onu taşıyanın omuzlarında ağırdır. Fakat her acı, bir başkasının yarasına dokunduğunuzda hafifler; o an size de nefes aldırır. Bu yüzden sevgili okur; o çiçeği mezara bırakmak yerine, henüz vakit varken o yaranın sahibine ver. Çünkü senin sunduğun o çiçek, bir başkasının derinliklerinde koca bir bahçenin tohumu olabilir.
Sevin, kıymet bilin ve değer verin ki; o yaralar sarmalanacak bir yer bulsun. Hiçbir yaranın kabuğuna ve o yaranın sahibine geç kalmayın.

Döngüyü Kırmak: İlk Adım Özgürlüktür
Peki, bu "katile hizmet etme" döngüsünden nasıl çıkılır? İlk adım, o yaranın size ait olmadığını, sadece size emanet edilmiş bir imtihan olduğunu kabul etmektir. Sizi eksilten her "hizmetten" vazgeçmek, başlangıçta korkutucu bir boşluk yaratabilir. Ancak o boşluk, aslında sizin gerçek benliğinizin yeşereceği alandır. Bugün kendinize bir söz verin: Sizi tüketen o sessizliği bozun. Birine yardım etmek, bir yarayı sarmak ya da sadece "hayır" diyebilmek... Kendi katilinize verdiğiniz o mesaiyi, bugün kendi iyileşmenize harcayın. Unutmayın; celladına aşık olan değil, yarasını bir başkasına merhem yapan kazanır.
Bugün hangi yaranıza çiçek vereceksiniz?

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.