‘‘Anne! Kim aldı neşemi söyle, ışığım neresi söyle’’ diyor sevgili Karsu.
Kim bilir bunları yazar ve söylerken ne düşünmüştü. Fakat bu sözlerin bazılarımızı anhedoniye götürdüğünü belirtmek isterim. Dıştan sergielenen sakinliğimizin içe açtığı savaşı: Anhedoni. Psikolojide, kişinin daha önce keyif aldığı veya zevk aldığı aktivitelerden artık haz veya tatmin duyamaması olarak tanımlanan bu terim uzun zamandır bilinen ancak günümüzde varlığını hissetiren bir sağlık sorunudur diyebiliriz.
Sosyal, fiziksel, motivasyonel ve hedonik olarak anhedoninin birkaç türleri vardır. Daha önceden büyük bir keyifle yapılan aktivitelerin bunaltıcı gelmesi, severek dinlenilen sohbetlerin bir noktası olmasının umulması veya en temel ihtiyaçlarda bile bir memnuniyetsizlik hissetme durumları bu türlere birkaç örnek olarak gösterilebilir. Anhedoniden muzdarip olduğunu düşünen insanların bu sorunu halletmeleri uzun bir zaman alabilir. Bunun için, bu duruma teslim olmaktansa, beyinde işlev gören serotonin ve dopamini salgılamak adına küçük egzersizlerde bulunması öneriliyor. Küçük bir çikolata keyfi, sıcak bir duş, kısa bir yürüyüş, çiçek yetiştirmek veya güvendiğiniz birkaç dostunuzla güvenli bağlantılar kurmak; anhedoni için birer uyarıcı olabilirler. ‘‘Bu öneriler bile işe yaramıyor ki?’’ Dediğinizi duyar gibiyim. Bu nedenle son çare olarak görülen profesyonel destek, bunaltıcı ve çekilmez düşündüğünüz hayatınızı bir nebze de olsa sakinleştirecektir.
Her bir sorunun elbette bir nedeni vardır. Neden böyle olduk? Neden her şey duraksadı bir an, hayat devam ederken? Neden sevdiğimiz kişi ya da şeylere vedamızı ederken bulduk kendimizi?
Bunların cevapları, belki de sizde saklıdır. Yanıtını bulmanız dileği ile.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Songül Yılmaz
TANIDIK AMA YABANCI BİR HİS: ANHEDONİ
‘‘Anne! Kim aldı neşemi söyle, ışığım neresi söyle’’ diyor sevgili Karsu.
Kim bilir bunları yazar ve söylerken ne düşünmüştü. Fakat bu sözlerin bazılarımızı anhedoniye götürdüğünü belirtmek isterim. Dıştan sergielenen sakinliğimizin içe açtığı savaşı: Anhedoni. Psikolojide, kişinin daha önce keyif aldığı veya zevk aldığı aktivitelerden artık haz veya tatmin duyamaması olarak tanımlanan bu terim uzun zamandır bilinen ancak günümüzde varlığını hissetiren bir sağlık sorunudur diyebiliriz.
Sosyal, fiziksel, motivasyonel ve hedonik olarak anhedoninin birkaç türleri vardır. Daha önceden büyük bir keyifle yapılan aktivitelerin bunaltıcı gelmesi, severek dinlenilen sohbetlerin bir noktası olmasının umulması veya en temel ihtiyaçlarda bile bir memnuniyetsizlik hissetme durumları bu türlere birkaç örnek olarak gösterilebilir. Anhedoniden muzdarip olduğunu düşünen insanların bu sorunu halletmeleri uzun bir zaman alabilir. Bunun için, bu duruma teslim olmaktansa, beyinde işlev gören serotonin ve dopamini salgılamak adına küçük egzersizlerde bulunması öneriliyor. Küçük bir çikolata keyfi, sıcak bir duş, kısa bir yürüyüş, çiçek yetiştirmek veya güvendiğiniz birkaç dostunuzla güvenli bağlantılar kurmak; anhedoni için birer uyarıcı olabilirler. ‘‘Bu öneriler bile işe yaramıyor ki?’’ Dediğinizi duyar gibiyim. Bu nedenle son çare olarak görülen profesyonel destek, bunaltıcı ve çekilmez düşündüğünüz hayatınızı bir nebze de olsa sakinleştirecektir.
Her bir sorunun elbette bir nedeni vardır. Neden böyle olduk? Neden her şey duraksadı bir an, hayat devam ederken? Neden sevdiğimiz kişi ya da şeylere vedamızı ederken bulduk kendimizi?
Bunların cevapları, belki de sizde saklıdır. Yanıtını bulmanız dileği ile.