Zülfü Livaneli’n kız çocuğu şarkısını dinleyerek bu satırlarımı yazıyorum. Zülfü Livaneli'nin bestelediği, Nâzım Hikmet'in yazdığı "Kız Çocuğu", 1945 Hiroşima atom bombasında ölen 7 yaşındaki Sadako Sasaki’nin anısına yazılmış, savaşa karşı barış çığlığı olan yürek burkan bir şiirdir. Sizce bir çocuğun kimliği olabilir mi? 7 yaşındaki bir çocuk hayatını devlet insanlarının güç savaşı için kaybetmesi ne kadar savunabilir bir durum?
Çocuğun kimliği, ideolojisi ve bayrağı olmaz. Evet, bir kimliği var ÇOCUK OLMAK. Onlar geleceğimizin aydınlık yüzleri ve savunmasız bireyler. Her kim çocuk katilini savunuyorsa vicdanını insanlığını sorgulamalıdır. Ne yazık ki günümüzde, insan ölümü için güzelleme diyebilecek kadar kalbi çürümüş insanlarla aynı gökyüzü altnda yaşıyoruz. İnsan kendini çok güçlü sanır; sanki dünyayı kendisi yaratmış gibi yaşar. Gücünü istediği gibi kullanamayınca elinden oyuncağı alınmış bir çocuk gibi öfkelenir. Ama çocuklar kadar masum değildir; çünkü onların hırsı, çoğu zaman masumiyetin değil yıkımın kaynağı olur. Michel de Montaigne’de dediği gibi; “İnsan kendini dünyanın efendisi sanır, oysa doğanın en aciz yaratıklarından biridir.” İnsanlık tarihi biraz da kendini yüce zannedenlerin bıraktığı yıkımların tarihidir. Güç uğruna verilen kararlar, çoğu zaman en savunmasız olanların hayatını alır.”
Oysa ki çocukların hayal dünyasında kötülük yoktur, bulutları pamuk şekeridir, arkadaşlarıyla saklambaç oynar ya da en sevdiği çikolata görünce mutlu olur. “Zülfü Livaneli’nin seslendirdiği Kız Çocuğu’nu dinlerken insan şunu düşünmeden edemiyor: Bu kadar basit şeylerle mutlu olabilen çocukların hayatını karartan bu düzeni kim haklı çıkarabilir? Bir çocuğun en büyük hayali yarın arkadaşlarıyla yine oyun oynayabilmekken, büyüklerin kurduğu güç savaşları onların yarınlarını ellerinden alıyor. Belki de insanlığın asıl sınavı burada başlıyor. Gücü elinde tutanların değil, en savunmasız olanların hayatını koruyabildiğimiz ölçüde insan kalabiliyoruz. Çünkü bir dünyanın vicdanı, en çok çocukların yaşayabildiği bir dünyada ölçülür. Sizce, İnsan gerçekten akıllı bir varlık mı, yoksa gücünü kanıtlamak için en masum hayatları bile feda edebilecek kadar körleşmiş bir varlık mı?
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Zeynep Özönal
BİR ÇOCUĞUN KİMLİĞİ VAR MIDIR?
Zülfü Livaneli’n kız çocuğu şarkısını dinleyerek bu satırlarımı yazıyorum. Zülfü Livaneli'nin bestelediği, Nâzım Hikmet'in yazdığı "Kız Çocuğu", 1945 Hiroşima atom bombasında ölen 7 yaşındaki Sadako Sasaki’nin anısına yazılmış, savaşa karşı barış çığlığı olan yürek burkan bir şiirdir. Sizce bir çocuğun kimliği olabilir mi? 7 yaşındaki bir çocuk hayatını devlet insanlarının güç savaşı için kaybetmesi ne kadar savunabilir bir durum?
Çocuğun kimliği, ideolojisi ve bayrağı olmaz. Evet, bir kimliği var ÇOCUK OLMAK. Onlar geleceğimizin aydınlık yüzleri ve savunmasız bireyler. Her kim çocuk katilini savunuyorsa vicdanını insanlığını sorgulamalıdır. Ne yazık ki günümüzde, insan ölümü için güzelleme diyebilecek kadar kalbi çürümüş insanlarla aynı gökyüzü altnda yaşıyoruz. İnsan kendini çok güçlü sanır; sanki dünyayı kendisi yaratmış gibi yaşar. Gücünü istediği gibi kullanamayınca elinden oyuncağı alınmış bir çocuk gibi öfkelenir. Ama çocuklar kadar masum değildir; çünkü onların hırsı, çoğu zaman masumiyetin değil yıkımın kaynağı olur. Michel de Montaigne’de dediği gibi; “İnsan kendini dünyanın efendisi sanır, oysa doğanın en aciz yaratıklarından biridir.” İnsanlık tarihi biraz da kendini yüce zannedenlerin bıraktığı yıkımların tarihidir. Güç uğruna verilen kararlar, çoğu zaman en savunmasız olanların hayatını alır.”
Oysa ki çocukların hayal dünyasında kötülük yoktur, bulutları pamuk şekeridir, arkadaşlarıyla saklambaç oynar ya da en sevdiği çikolata görünce mutlu olur. “Zülfü Livaneli’nin seslendirdiği Kız Çocuğu’nu dinlerken insan şunu düşünmeden edemiyor: Bu kadar basit şeylerle mutlu olabilen çocukların hayatını karartan bu düzeni kim haklı çıkarabilir? Bir çocuğun en büyük hayali yarın arkadaşlarıyla yine oyun oynayabilmekken, büyüklerin kurduğu güç savaşları onların yarınlarını ellerinden alıyor. Belki de insanlığın asıl sınavı burada başlıyor. Gücü elinde tutanların değil, en savunmasız olanların hayatını koruyabildiğimiz ölçüde insan kalabiliyoruz. Çünkü bir dünyanın vicdanı, en çok çocukların yaşayabildiği bir dünyada ölçülür. Sizce, İnsan gerçekten akıllı bir varlık mı, yoksa gücünü kanıtlamak için en masum hayatları bile feda edebilecek kadar körleşmiş bir varlık mı?