Ruh eşi kavramı, insanların derin bir bağlanma ve anlam arayışını ifade eder. İnsanlar, ruh eşi ile ilişkiye girerek kendilerini tamamladıklarını hisseder ve derin bir anlayış ve uyum içinde olduklarını düşünürler. Bana kalırsa, ruh eşini bulma yolculuğu çoğu zaman kendi benliğimizi keşfetme sürecine dönüşür. Çünkü o yol, yanlış insanlar, hayal kırıklıkları ve yalnızlık anlarıyla doludur; bu çıkmazlar bize kim olduğumuzu ve sevginin gerçekte ne anlama geldiğini öğretir. Aynı yolda yürürken bir noktada kendine sorarsın: Sorun nerede? Ve fark edersin… Kendin olmak, sadece sen olmak bile bir sorun haline gelmiştir. Artık kendin olmak, bir suç işlemek gibidir; çünkü toplumun kalıplarının dışında kalmak, diğerleri için bir tehdit sayılır. Virginia Woolf’un dediği gibi: “Kendin olmanın bedeli, bazen dünyayla savaşmaktır.” Dünyayla savaşmak bazen sessiz bir direniştir; kalabalığın içinde kendi sesini korumaktır. Kendin olmanın bedeli ağırdır ama sahte bir yaşamın ağırlığı çok daha fazladır. Çünkü bir noktada maskeler düşer, kalabalık dağılır, gürültü susar, geriye yalnızca sen kalırsın. İşte o anda, tüm çıkmaz yolların aslında seni kendine getirdiğini anlarsın. Ruh eşini ararken, belki de en çok kendi ruhunu bulmuşsundur. İnsan ruhu değişken ve saptanması güç bir olguyken, başka bir ruhu bulup kendimizle özdeşleştirme isteğimiz, insan aklının çelişkilerle dolu doğasını gözler önüne serer. Belki de ruh eşi dediğimiz şey, bizi tamamen bir kalıp içine sokan bir olgudur; hayal kırıklıklarıyla ve yanılsamalarla örülmüş olsa da, sonunda gerçek, her zaman başkasında değil, kendi içimizdedir. Belki de ruh eşimiz, aradığımızda değil, kendimizde bulduğumuz bir olgudur ve bu gerçekle yüzleşmek, en derin yalnızlığımızda bile bizi tamamlar. Yalnız kalmaktan hem keyif almak hem de bir o kadar korkmak… İnsan zaten baştan sona çelişkilerle dolu bir varlık. Kendimiz olmamızın zorluğu belki diğerlerinin bizi anlaması değil, bizim kendi içimizi tam olarak çözemememizden kaynaklanır. İnsan, kendi ruhuyla barışmadan başka hiçbir ruhla gerçekten buluşamaz.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Zeynep Özönal
Ruh Eşi: Kendi Ruhuna Yolculuk
Ruh eşi kavramı, insanların derin bir bağlanma ve anlam arayışını ifade eder. İnsanlar, ruh eşi ile ilişkiye girerek kendilerini tamamladıklarını hisseder ve derin bir anlayış ve uyum içinde olduklarını düşünürler. Bana kalırsa, ruh eşini bulma yolculuğu çoğu zaman kendi benliğimizi keşfetme sürecine dönüşür. Çünkü o yol, yanlış insanlar, hayal kırıklıkları ve yalnızlık anlarıyla doludur; bu çıkmazlar bize kim olduğumuzu ve sevginin gerçekte ne anlama geldiğini öğretir. Aynı yolda yürürken bir noktada kendine sorarsın: Sorun nerede? Ve fark edersin… Kendin olmak, sadece sen olmak bile bir sorun haline gelmiştir. Artık kendin olmak, bir suç işlemek gibidir; çünkü toplumun kalıplarının dışında kalmak, diğerleri için bir tehdit sayılır. Virginia Woolf’un dediği gibi: “Kendin olmanın bedeli, bazen dünyayla savaşmaktır.” Dünyayla savaşmak bazen sessiz bir direniştir; kalabalığın içinde kendi sesini korumaktır. Kendin olmanın bedeli ağırdır ama sahte bir yaşamın ağırlığı çok daha fazladır. Çünkü bir noktada maskeler düşer, kalabalık dağılır, gürültü susar, geriye yalnızca sen kalırsın. İşte o anda, tüm çıkmaz yolların aslında seni kendine getirdiğini anlarsın. Ruh eşini ararken, belki de en çok kendi ruhunu bulmuşsundur. İnsan ruhu değişken ve saptanması güç bir olguyken, başka bir ruhu bulup kendimizle özdeşleştirme isteğimiz, insan aklının çelişkilerle dolu doğasını gözler önüne serer. Belki de ruh eşi dediğimiz şey, bizi tamamen bir kalıp içine sokan bir olgudur; hayal kırıklıklarıyla ve yanılsamalarla örülmüş olsa da, sonunda gerçek, her zaman başkasında değil, kendi içimizdedir. Belki de ruh eşimiz, aradığımızda değil, kendimizde bulduğumuz bir olgudur ve bu gerçekle yüzleşmek, en derin yalnızlığımızda bile bizi tamamlar. Yalnız kalmaktan hem keyif almak hem de bir o kadar korkmak… İnsan zaten baştan sona çelişkilerle dolu bir varlık. Kendimiz olmamızın zorluğu belki diğerlerinin bizi anlaması değil, bizim kendi içimizi tam olarak çözemememizden kaynaklanır. İnsan, kendi ruhuyla barışmadan başka hiçbir ruhla gerçekten buluşamaz.