Hava Durumu

#Erken Teşhis

Tunceli Postası - Erken Teşhis haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Erken Teşhis haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tunceli’de Çölyak Farkındalığı Hamlesi: "Tek Çözüm Yaşam Boyu Glütensiz Diyet" Haber

Tunceli’de Çölyak Farkındalığı Hamlesi: "Tek Çözüm Yaşam Boyu Glütensiz Diyet"

Tunceli İl Sağlık Müdürlüğü (@tunceliilsaglik) tarafından paylaşılan bilgilendirme rehberinde, çölyak hastalığının bir hastalık olmanın ötesinde doğru beslenme alışkanlıklarıyla yönetilebilecek bir yaşam tarzı olduğuna dikkat çekildi. Sağlık uzmanları, farkındalığın artmasıyla birlikte çölyak hastalarının yaşam kalitesinin çok daha üst seviyelere çıkarılabileceğini belirtti. Glüten Proteini İnce Bağırsağı Tehdit Ediyor Sağlık Müdürlüğü uzmanları, çölyak hastalığının tanımını ve vücuttaki etkilerini şu sözlerle aktardı: "Çölyak; buğday, arpa ve çavdar gibi yaygın olarak tüketilen tahıllarda bulunan glüten isimli proteine karşı vücudun bağışıklık sisteminin geliştirdiği, ömür boyu süren bir gıda alerjisi ve ince bağırsak hassasiyetidir. Bu hassasiyet, glüten tüketildiğinde bağırsak emilimini bozarak vücutta ciddi vitamin ve mineral eksikliklerine yol açabilmektedir." Günümüzdeki Tek Tedavi: Katı ve Kesintisiz Diyet Hastalığın günümüzde ilaçla veya cerrahi bir müdahaleyle tam bir tedavisinin bulunmadığı hatırlatılan açıklamada, hastaların sağlıklı ve konforlu bir ömür sürmesinin tek yolunun glütensiz diyetin yaşam boyu ve hiçbir esneme yapılmadan katı bir şekilde uygulanması olduğu ifade edildi. Erken teşhis sayesinde bağırsaklarda kalıcı hasarlar oluşmadan sürecin kontrol altına alınabileceği, bu doğrultuda doğru beslenme alışkanlıklarının kazanılmasının şart olduğu dile getirildi. Çölyak; buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllarda bulunan glüten proteinine karşı vücudun geliştirdiği, ömür boyu süren bir gıda alerjisi ve ince bağırsak hassasiyetidir. Hastalığın günümüzde bilinen tek tedavisi, glütensiz diyetin yaşam boyu ve katı bir şekilde uygulanmasıdır.… pic.twitter.com/wLiw4PSAuO — Tunceli İl Sağlık Müdürlüğü (@tunceliilsaglik) May 16, 2026

"Sessiz Tehlike" Hipertansiyona Dikkat: Tunceli Devlet Hastanesi’nden Hayati Uyarı! Haber

"Sessiz Tehlike" Hipertansiyona Dikkat: Tunceli Devlet Hastanesi’nden Hayati Uyarı!

Tunceli İl Sağlık Müdürlüğü (@tunceliilsaglik) koordinasyonunda gerçekleştirilen bilgilendirme faaliyetlerinde, tansiyon yüksekliğinin hafife alınmaması gereken sistemik bir rahatsızlık olduğuna dikkat çekildi. Uzmanlar, erken teşhis edilmeyen tansiyonun hayati organlar üzerinde kalıcı hasarlar bırakabileceğini belirtiyor. Belirti Vermeden Organları Tehdit Ediyor İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Savaş Çelebi, hipertansiyonun sinsice ilerleyen yapısına vurgu yaparak, "Hipertansiyon, çoğu zaman hiçbir belirti vermeden ilerleyerek kalp, böbrek ve damar sağlığını ciddi şekilde tehdit edebilen kronik bir sağlık sorunudur. Herhangi bir şikayetiniz olmasa bile belirli aralıklarla tansiyonunuzu ölçtürmek, bu sessiz tehlikeyi yakalamanın en güvenilir yoludur" dedi. Hipertansiyondan Korunmanın 5 Altın Kuralı Dr. Çelebi, günlük yaşamda yapılacak basit ama etkili değişikliklerle kan basıncını kontrol altına almanın ve hastalıktan korunmanın mümkün olduğunu belirterek şu tavsiyeleri sıraladı: Tuzu Azaltın: Günlük tuz tüketimini sınırlandırmak kan basıncını doğrudan dengeler. Dengeli Beslenin: Taze sebze, meyve ve lifli gıdalardan zengin bir beslenme modeli seçin. Harekete Geçin: Düzenli fiziksel aktiviteyi ve yürüyüşleri günlük hayatınızın bir parçası haline getirin. Zararlı Alışkanlıklardan Uzak Durun: Tütün, sigara ve tütün ürünlerini hayatınızdan tamamen çıkarın. Düzenli Takip Yapın: Belirli periyotlarla tansiyon değerlerinizi ölçtürerek hekim kontrolünü aksatmayın. Sessiz tehlike hipertansiyonun farkında mıyız? Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında Tunceli Devlet Hastanemiz İç Hastalıkları (Dahiliye) Uzmanı Dr. Savaş Çelebi önemli uyarılarda bulundu. Hipertansiyon, çoğu zaman belirti vermeden ilerleyerek kalp, böbrek ve damar sağlığını… pic.twitter.com/paLzkohQyk — Tunceli İl Sağlık Müdürlüğü (@tunceliilsaglik) May 17, 2026

Teknoloji kullanımı artıyor, omurga rahatsızlıkları genç yaşlara iniyor Haber

Teknoloji kullanımı artıyor, omurga rahatsızlıkları genç yaşlara iniyor

Son yıllarda klinik gözlemler ve yapılan çalışmalar sonucunda skolyoz ve bel fıtığı gibi omurga problemlerinin görülme yaşının giderek düştüğünü vurgulayan Fizyoterapist Sami Yıldırım, "Eskiden daha çok ileri yaşlarda karşımıza çıkan bu rahatsızlıklar artık çocukluk ve ergenlik döneminde de sıkça görülmeye başlandı" dedi. Gelişen teknolojiyle birlikte çocukların ekran başında geçirdiği süre her geçen gün artarken, bu durum fiziksel sağlık üzerinde ciddi etkiler oluşturmaya başladı. Uzmanlara göre hareketsiz yaşam tarzı ve yanlış duruş alışkanlıkları, özellikle omurga sağlığını tehdit ederek daha önce ileri yaşlarda görülen pek çok rahatsızlığın artık çocukluk ve ergenlik döneminde ortaya çıkmasına neden oluyor. Tablet, telefon ve bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte skolyoz ve bel fıtığı gibi fizyolojik sorunların görülme sıklığında artış yaşandığı belirtilirken, erken farkındalık ve doğru alışkanlıkların kazandırılması büyük önem taşıyor. Tunceli Sağlıklı Hayat Merkezinde görev yapan Fizyoterapist Sami Yıldırım, teknoloji kullanımının artmasıyla birlikte çocukların daha hareketsiz bir yaşam tarzına yöneldiğini, bu durumun ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirdiğini ifade etti. Fizyoterapist Yıldırım, "Son yıllarda klinik gözlemler ve yapılan çalışmalar skolyoz ve bel fıtığı gibi omurga problemlerinin görülme yaşının giderek düştüğünü ortaya koyuyor. Eskiden daha çok ileri yaşlarda karşımıza çıkan bu rahatsızlıklar artık çocukluk ve ergenlik döneminde de sıkça görülmeye başlandı. Bu artışta en önemli faktörlerden biri ise çocukların teknolojiyle geçirdiği sürenin ciddi şekilde artması. Özellikle tablet, telefon ve bilgisayar kullanımı çocukların hareketsiz kalmasına ve yanlış duruş alışkanlıkları geliştirmesine neden olabiliyor. Saatlerce başı öne eğik şekilde ekran karşısında kalmak omurgaya binen yükü artırarak kas iskelet şeklindeki dengeyi ciddi şekilde değiştirebiliyor" diye konuştu. "Erken teşhis ise bu tür rahatsızlıklarda büyük önem taşır" Yıldırım, "Skolyoz, yani omurganın yana doğru eğilmesi, büyüme çağındaki çocuklarda erken fark edilmezde ilerleyebilen, duruşu, kas iskelet dengesini ve ileri dönemde solunum fonksiyonlarını da etkileyebilen bir durum. Teknoloji kullanımına bağlı olarak gelişen diğer bozukluklar da bu süreci olumsuz etkileyebiliyor diyebiliriz. Bu konuda ailelerin çocuklarını gözlemlemesi çok önemli. Omuz seviyelerinde eşitsizlik, kürek kemiklerinde belirgin farklılık ve bel çukurlarındaki asimetrik durum erken dönemde fark edilebiliyor. Bu da erken tanı ve takibi kolaylaştırıyor. Özellikle yüzme, esneklik ve kuvvetlendirme egzersizleri omurga sağlığını desteklerken postür egzersizleri de duruş farkındalığının kazandırılmasında etkili rol oynuyor. Aynı zamanda çalışma ortamlarının ergonomik düzenlenmesi, ekranın göz hizasında olması ve oturma sırasında belin destekli olup, ayakların tam olarak yere basmasıyla beraber düzgün oturma pozisyonunu sürdürmek mümkün kılınıyor. Erken teşhis ise bu tür rahatsızlıklarda büyük önem taşır. Şüpheli durumlarda bir uzmana danışılması ve gerekli değerlendirmenin yapılması ileride oluşabilecek daha ciddi omurga problemlerinin önüne geçebiliyor. Sadece bu problemler değil, çocukluk döneminde kazanılan duruş alışkanlıkları bireye yaşam boyu eşlik ediyor. Bu nedenle teknoloji kullanımını doğru yönetmek, çocukları hareketli yaşama teşvik etmek, omurga sağlığının öneminin farkındalığını kazandırmak hepimizin ortak sorumluluğudur" şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.